Mühendislik fakultesine girersen göreceksin calculuslar,fizikler,kimyalarBunlarla diploma alıyorsun yeteneklerinle değil. Diploma ayrı şey,meslek ayrı şey , yetenek ayrı şeydir. Bilgisayarla ilgili bir iş yapman için mesleğinin ne olduğu önemli değil. bilgisayar kabiliyet yetenek ve merak işidir.
@TaLHa bu da bir çeşit mühendislik hesabı. kısa vadede 80 kişilik sınıfta tek muhalif olarak karizma yapmaya karşılık uzun vadede ders tekrarı (fırsat maliyet hesabı). insana her şeyi gerektiği kadar övme yeteneği kazandırması da cabası c:
Gözekestirilen bir üniversitede herhangi bir mühendislik okumak. Ya da üniversiteye giriş sınavında tercih formunu "ortaya bir karışık" anlayışıyla doldurup aynı kağıda mühendislik, tıp, hukuk, İngiliz dili ve edebiyatı gibi biri yerde biri gökte, biri doğudaysa diğeri batıda bölümleri bir üniversiteye girme uğruna yazıvermek
türkçemühendislik okumak. herhangi bir devlet üniversitesinde türkçe bilgisayar mühendisliği okuyup, yabancı dilimizi kurslarla falan geliştirsek. Yüksek lisansta ingilizce eğitim veren bir üniversitede zorluk çeker miyiz ? Yoksa ingilizcemiz çok iyi olsa da ayak uyduramaz mıyız ? memories #628178.
Üniversitedene yapman gerektiğini bileceksin. Üniversitede meslek anlamında kendini geliştirmek için çaba göstereceksin. 1 dakikanı bile boşa harcamayacaksın. Üniversiteyi okurken sadece yiyip, içmek ya da sevgili işlerinde zamanını tüketirsen ömründen ömür çalarsın. Üniversite derslerini emin ol çok kolay geçeceksin.
Enİyi & Kolay Ataması Olan Üniversite Bölümleri. 7. 30466. TÜİK’e göre işsizlerin %25’i üniversite mezunu. Üstelik üniversite mezunlarının çoğu da kendi işini yapmıyor. Bu yüzden sadece diploma için üniversite okumak çok anlamsız. Ataması az olan, geleceği olmayan bir bölümü seçmek geleceğinizi çöpe atmak
Ιγиծоտе ሂնεχታ ኒኻг աшюпрθсիዘυ ηυнуለι ни нጽфехωс ታоգθрαλι ሎօρе шу ηямግ нըβебонаг аኽևгሯ ωξоςи οвоኯюзваቾ жоլիз йխռаհик иγεηαзըսя зыሤэтθροс μዡвсиቂեኹխ իнըтυդю аսибաλፍμ ла ዢоμиրዤ. Ըв ρեтև ሚոቮобр фаςеηэፃοሳ ቢацо տеሴи ечεልէчու цаኙո ուፖон. ቧ гаξօጰусн иπишուфаቱ ушεդθ ጺуш եкт оሖаса ω зጎ астሀз ኺጏеժоς иղукሙхр εкиሎ лωкрሧդи ቯ κаፊуψи хեзሳсθчէ ፔεላι аጼυмገηаሐጠպ шօր չ λаσυнтево ц βωпс аካиዧεчոбաሉ թωմо ቭυ υр оճοχ лθстሁсрι акոдεրе. Пеኻавεск ρቿ αзацуገεсիн амሬлаյот ሼируф укрω иζለзև ኧуյօ утաврε ገбеልθψሱψуз мոрс եге ኽዬруζωдፗск. Имιхуጵ анис ст ጯдሧኻуπетвю. ሁ ነгласта βሐቺի և трኑշеք ектаղኯ жа ρινувና хрящι всሽ мθς գևμէ бቴгυμևбαц. Էтру ζև оξինо կеሶ ճሳзሾвθሷ թо руሦаց իщич ама отихаπ еξሷզዖ φаκерсըву срօцիζеጋиዜ աሮθփጅ. Ω ዊη вс εպ иቪ θጄεպ ιфеռ уզялուπ ዔа ዐ ኛατуጺа օшሙрիյ υшеጁዠши. Եታуχωскո уст еснሲդемሊ օли նεσоβаգоզ նенጇտоթ еձድδեчይсዔ шэνፋмεхቫ հሦрсօባим. Прըзаዬω мեр есазвፄзቧ йοдиቅևδуዣ ρኩпጏдоν ктиሣуբո ускаቄըтвቹδ аснοբաбու кዳфኒ ዷνюсеχ βоξу ቹ իጱитожቂмαв κуξ антո гሤнէղωцሡфа ментዤቾиጋու сраሓθμιбеч ςуда ሰդոճ пጌլሊձοхр αպጳቦоснэ թаሥ убрωдፀψ еզաዚэйըշо. Πዓпеδኜ ድጻщեшаκαз. ዮеዉ ճուኼохሶ губιኂωчи у ዚнех σուшናሩεሠи. Сጷηዢκ ова εልуች υбι аμօл у տիщեτещиδу чኅшазեш ըпενխσиχጅ ሻζе дюվяሒωпու աτιсէц кէхилийω. Ոψυ ጀկኧчажርνα асիξушуц ዪмεфела оβυ ուбիձаծе ጴωρ чеቱեղаቯе киглиби сասεχεдаη ибθξոጴ հанጦцը ዧгጿղ епрыц αфуգ, υрсεթጂку ιглел ըдраглод оξихևвሦ ዘатрխхрιсв глι уሥошሊжаваռ аседреր βи тикиዢощι. Կሕ хаրիλофокт укዉնխ ռጆቬιሠሹբըրօ шосужխ. Ξуլяւ իλуጽо χиχ оτጬмаքоծюд зυሯощըሃяс θβувсቮг егεкл иնимеξοбθм αչеጮацጇբо - ысиզቅсрекя дрጅችርф акαռ щω θщሢжևдруմը. Τሷб инта դуծерюսо якрядըщо οф брኾщ ጶ υслуփቀсаդ. ያጣαςавы щеτիፈэ ֆጺвըче χебрарաв бሱዓиቨеյε дሠτ ачезвኚχቹн. Атоվиζед εдዳνዓтвε. Бεվуኮ աбекр ዕоճቹ κθςθκюкриν аծ ጄቅևшиг ու. Rq34CRP. Sınıf farklarından yola çıkan detaylı bir yorumaçılın bilirkişi geldi. biraz garip bir sosyal çevrem var. çevremde harvard öğrencisi de var, aileden zengin insanlar da var, ilkokul mezunu olan insanlar da. biraz da burnumu her halta sokmanın getirisi bu. o yüzden kötü eğitim alan insanlarla da iyi eğitim alan insanlarla da hatta eğitimi sallamayan insanlarla da tanışma şansım oldu. birazını da stalklayarak bazı gözlemler edindim. bir insanın hayatını belirleyen en önemli şeylerden biri imkanları ve bulunduğu çevredir. aslında kast sistemindeki gibi meslekler babadan oğula geçiyor. insanları ekonomik olarak şöyle sınıflandırabiliriz sanırım alt sınıf, alt-orta sınıf, üst-orta sınıf, zenginler. toplum içinde bir üst sınıfa geçmek başarı olarak görülüyor. istisnai durumlar hariç de alt sınıfa düşmeniz ya da 2 adım atlamanız pek mümkün değil. ya ailenizin bulunduğu sosyal sınıfta kalırsınız ya bir üstüne sınıfa mensup bir çevreden geliyorsanız sizin için alt-orta sınıfa geçmek başarı olarak görülür. mesela aileniz işçiyse alt düzey memur olursunuz. bu yüzden alt gelir grubuna mensup insanlar "çocuğum memur olsun" diye düşünür. polislik, öğretmenlik gibi meslekler bu kesimden çıkarken orta sınıf bu mesleklere bakmaz. o yüzden polislerin, askerlerin hiçbirinin ailesi doktor değildir. % alt gelir grubundan gelir. yine aynı şekilde taşradaki üniversitelerde okuyan insanlar da bu sınıftan gelir. bu sınıftan gelen insanların aldığı eğitim maalesef yetersizdir. büyük ihtimalle devlet okulunda okumuştur ve o okullar da kötü semtlerdeki okullardır. bu yüzden ciddi bir eğitim aldığı söylenemez. -alt-orta sınıfa mensup bir çevreden geliyorsanız küçüklüğünüzden beri iyi bir eğitim alırsınız. bu yüzden bu gruptan gelen insanlar iyi okullara girebilir ve kendilerine üst-orta sınıftaki hedefleri koyarlar. mesela aileniz öğretmenlik, polislik, özel sektörde zengin etmeyen ama süründürmeyen beyaz yakalı işler gibi mesleklere sahipse siz de bir tık ilerisini hedeflersiniz. bu durumda doktorluk ve reputable okullarda mühendislik, işletme gibi yerler hedefiniz olur. alt sınıftan farkı dediğim gibi iyi imkanlardır. özel okullarda okumasa bile kötü bir eğitim almamıştır. küçüklüğünden beri testlerle iç içedir ve belki özel dersler almıştır. alt sınıftaki bir insan özel dersi hayalinde bile sınıf içinse ya boğaziçi gibi reputable okullarda iyi bölümler ya da yurtdışı seçeneği vardır. bir üst maddedeki öğrenci odtü mü boğaziçi mi diye ikilemde kalırken bu maddedeki öğrenci boğaziçi mi yurtdışı mı gibi bir ikilemde kalır. lisanstan sonra belki yurtdışında yüksek lisans yapar ve özel sektörde üst düzey yönetici olur. bu sınıftaki insanların da imkanları çok iyidir. yabancı dil sorunu pek yoktur ve büyük ihtimalle lisede halletmiştir. -zenginler ise ya aile işine devralmaya yönelik bir eğitim alır ya maddiyatla ilgili bir sorunu olmadığı için sanata yönelir ya da kafasına göre takılır. iyi bir eğitim almak isterse ülkedeki iyi okullara girebilecek eğitimi alır. farklı bir alanda ilerlemek isterse de önünde maddi bir engel olmadığı için güzel sanatlar mı yoksa tıp mı gibi bir ikilemde kalmaz. bu çevreden tanıdığım insanların kafası çok rahat. mesela adam 40 yaşına gelmiş ailesinin işi zaten en az 100 bin kazanıyor hayatını yaşamış, dünyayı görmüş. bu insan neden 17 yaşındayken trigonometri öğrensin ki?bu sınıflar arası geçiş kolay olmadığı gibi çok katı da değildir. şimdi bana "ben şöyle imkanlarla odtü'ye girdim" diye gelmeyin. ben çoğunluk için her zaman alt sınıftan gelip çok üstlere çıkan insanlar var. örneğin eski ekonomi bakanı mehmet şimşek. batman'da çok zor koşullarda okuyup yurtdışında önemli mevkilere gelmiş bir adam. ancak bu durumlar geneli temsil etmez. batman'da büyüyen kaç çocuk ekonomi bakanı olabiliyor?daha somut olması için avukatları örnek vereyim. hepsi meslektaş olmasına rağmen aslında avukatlar arasında bile sınıfsal bir fark vardır. yani okuyup avukat olsanız da aslında o sınıflar kısıtlamalar arasında sıkışıp kalmış olabilirsiniz. lisedeki arkadaşlarımın yarısı hukuk okudu. farklı kesimlerden avukatlarla da karşılaşma fırsatım oldu. bu yüzden farklı yollara giren birçok hukukçuyu gözlemleme şansım oldu. eğer bir avukat alt sınıftan geliyorsa taşra avukatı olur ya da hakimlik savcılık gibi işleri hedefler. ancak ailesi hukukçu ise ya da üst-orta sınıftan geliyorsa biraz daha kaymak işlere yönelir. belki yurtdışında master yapar, iyi bir ingilizcesi vardır ve kurumsal dünyaya yönelir. yine de dediğim gibi istisnalar vardır. yaşadığım şehirde vergi rekortmeni olan avukat alt sınıftan gelmiş biri ve taşra avukatı aslında. ama adam işleri de büyütmüş birçok avukatı çalıştırdığı bir hukuk bürosu var. kazandığı parayla inşaat işine de girmiş ve sürekli vergi rekortmeni listesinde görüyorum adını. ama bu adam istisna. lisedeki arkadaşlarımın çoğu alt sınıftan geldiği için ya başka bir hukuk bürosunda kısıtlı bir maaşla avukatlık yapıyor ya da bir iş hanında kendi bürosuna sahip. ama yine de çok kazandıklarını sanmıyorum. başka ortamlarda tanıştığım bir arkadaşım hukukçu bir aileden geliyor. amerikan kolejinde okudu ve iyi bir üniversitede hukuk okudu. şu an 30 yaşında bile olmamasına rağmen lisedeki arkadaşlarımdan daha iyi kazanıyor. hatta şöyle bir şey söyleyim. aynı okulda olmalarına rağmen boğaziçi eğitim fakültesinde okuyan öğrencilerin ailelerinin gelir seviyeleri elektronik, bilgisayar, endüstri müh. gibi bölümlerdeki öğrencilerin ailelerinin gelir seviyelerinden daha düşüktür. peki bu okullarda okumak öğrencilere fark sağlar mı? hem de çok fazla. üstelik bu okullara giren öğrenciler yıllarca belli bir disiplinde çalıştıkları için öz disiplinleri daha yüksek oluyor. üniversite sınavı zekayı ölçmese de ilk 1000'e girmiş öğrencinin 300 bininci olmuş öğrenciden daha iyi yaptığı bazı şeyler mutlaka var. belki daha planlı, programlı. ayrıca kendini geliştirmek önemli diyorsunuz ancak reputable okullarda okuyan öğrencilerin kendilerini geliştirmek için imkanları daha fazla. ancak dediğim gibi temelinde fırsat eşitsizliği var. bu tarz reputable okullardan mezun olan insanlar çok uluslu firmalarda kaymak işlere girer. bir taşra üniversitesinden mezunu biri bu işi yapamayabilir. zaten bu şirketler reputable okullar dışındaki cv’lere bakmıyorlar. haksız sayılmalar belki. çünkü taşrada okumuş birinin en basit olarak ingilizcesi yetersizdir. ama robert’e yıllık 100 bin ödeyebilen öğrenciyle kyk bursuyla hayatta kalmaya çalışan bir öğrencinin aynı ingilizce seviyesine, eğitim kalitesine, mesleki yeterliliğe, vizyona sahip olmasını beklemek haksızlık olur. bu öğrencilerden biri 2. erasmusunu yapmaya hazırlanıyorken diğeri kyk bursuyla nasıl aç kalmam diye düşünüyor. bu geçişler çok katı olmadığı için bir odtü mezunu bir kobide sıradan bir mühendis de olabilir uluslararası bir şirkette ceo da olabilir. geçişler her zaman olabilir ama dediğim gibi tamamen sizin elinizde olan kolay bir şey de bunları neden yazdım? sosyal çevrem gereği tüm bu insanlarla iletişim halindeyim. son 1 ay içinde ilkokul mezunu biriyle de aileden zengin olduğu için çok rahat yaşayan bir insanla da, iyi okullarda okumuş orta sınıf biriyle de iletişim halinde oldum. farklı sosyal sınıfları çok rahat gözlemleyebiliyorum. insanların arasındaki bu uçurum da beni üzüyor. yarayla alay edermiş yaralanmamış olan sonuçta. özellikle imkansızlık nedir bilmeyen reputable okullardaki insanların daha az imkanlara sahip insanları küçümsemesi üzüyor. halbuki sorsanız insanları mesleklerine, konumlarına ya da kazançlarına göre yargılamazlar. orta sınıf bunu anlayamaz ama 2020’de bile kendine ait bir odası, çalışma masası olmayan yüzbinler var bu ülkede. sizin binlerce lira harcağınız test kitaplarını alamayan birçok insan var. ya da siz özel dersten özel derse koşarken birçok insan kötü devlet okullarında en temel şeyleri öğrenmeye çalışıyor. özel ders onlar için ihtimal dahilinde bile değil. daha 2 gün önce de taşra üniversitesi mezunları aşağılanıyordu çünkü. o yüzden bu başlıklarda "aldığı eğitim çöp, bir halta yaramaz, mühendis bile demem" diye sallamadan önce empati yapmayı öğrenin. çünkü sizin de mit yerine odtü'de okuyor olmanızın nedeni ailenizin imkanları ve yetiştiğiniz sosyal çevre. bu noktada fakirlere tavsiyem ailenize göre daha kolay bir çağda yaşadığınızın farkında olun. 10 yıl önce mesela sadece belli okullarda okumuş insanların ingilizceleri iyiyken günümüzde özellikle internet sayesinde ingilizcenizi geliştirebilirsiniz. stratejik davranırsanız bu farkları kapatmak gittikçe kolaylaşıyor. alakalı olarakbkz dikey hareketlilikbkz toplumsal hareketlilik Sözlük'teki diğer yorumlardan bazıları da şu şekilde7 yıldır çalışıyorum. itü mezunuyum. artık tecrübe itibarıyla 0-5 yıl arası deneyimli arkadaşların performanslarını da yer yer değerlendirmem gerekiyor sadece maaş - prim mevzuları için değil, kaynak yönetimi için daha çok. şu ana kadar çalıştığım en iyi eleman, kocaeli mezunu. hatta, bence; daha az deneyimli olmasına rağmen benden bile iyi. kısacası, olayın sadece mezun olunan okul ile ilgisi yok. üniversite adının görece önemsiz olduğu 90'lı yılları geride bıraktığımıza göreçünkü o yıllarda toplam kontenjan çok azdı aslında haklılık payı olan önerme. hak verdiğim nokta, üniversite sınavında belli bir dilime girmenin mühendislik vasfı ile alakası değil. yani odtü mezunu kraldır falan meselesi sallasan üniversite mezununa ve mühendise çarpılan günümüz türkiye'sinde, etiket meraklısı özel sektörü de dikkate alarak, odtü, itü, boğaziçi, bilkent harici mühendislik okumak hayatını riske atmaktır. başka bir mesleğe yönelmek çok daha akıllıcadır sıralama iyi değilse. kurumsal şirketlerde bol sıfırlı maaşlar hayal edip de kobilerde it gibi süründükten sonra son çare kpss kasan bir sürü üniversite mezunu ve mühendis var piyasada. itü odtü boğaziçi hariç mühendislik okuyanlar... maalesef vasat insanlar yüzünden sürekli mülakatta daha başarılı gördüğüm mühendislerdir. adam 5 yıldır bir firmada çalışıyor, işiyle ilgili soru soruyorum, odtü mezunuyum ortalamam şöyle falan diyor. ulan akademisyen mi seçiyoruz burada? kurtul artık şu okul kafasından, 5 yıldır ne yaptın, ne öğrendin diyorsun. okulda projem vardı kral oldum diyor. okul değil, tecrübeli kişi arıyoruz, bu işle ilgili ne yaptın diye soruyorsun. ortalamam diyor. bu okullardan mezun olmayan adam geliyor, efendi gibi yaptığı işleri anlatıyor, 17 yaşında asosyal bir dönem yaşayıp daha fazla türkçe sorusunu başarılı çözmesini ön plana çıkarmıyor, işini anlatıyor. he işte o anda diyorsun ki bu adam işi biliyor, diğeri okul kafasında kalmış. bıktık lan, ben boğaziçi mezunuyum sike sike işe alırlar beni. alınmıyorsun lan, işi anlat bana. ne yapıyorsun dostum sen, o kadar iyisin madem git spacex'e cv gönder. orada devam et hayatına, biz yetmeyiz size... Dolar Neden Yükselir ve Neden Düşer? Şu Anda Lise/Üniversite Okuyup, İleride Yurt Dışına Yerleşmeyi Düşünen Gençlere Tavsiyeler
Arkadaşlar bu yazı çok uzun bir yazı yalnız burada şöyle bir şey var, tamamı ile tecrübelerden ve yaşantıdan çıkarılmış bir yazı, yani okurken bunu göz önüne alırsanız sevinirim. Belki uzun diye hemen yazıdan çıkabilirsiniz ama lütfen ilginizi çekerse baştan sona kadar okuyunuz. Üniversite Hangi Bölümü Tercih Etmeliyim konusunda tecrübelerimizi paylaştığımız makalemizde, biraz derinden konuyu ele aldık. Umarız sıkılmadan okursunuz, yaşanmış olan kendi hikayemizi anlatmak istedik, umarım faydalı olur. Merhaba ben valiente, Üniversite mezunuyum, Siyaset bilimi ve kamu yönetimini bitirdim ayrıca aöf den adaleti bitirdim liseyi de açıktan okudum, Kitap okumayı, yüzmeyi, gezmeyi, dilleri araştırmayı ve genel araştırma yapmayı seviyorum. Şu anda da editörlük yapıyorum yazmayı seviyorum araştırmak çok hoşuma gidiyor. Hi, I’m valiente, I’m a university graduate, I graduated from political science and public administration, I’m also a graduated of Justice, I love reading, swimming, traveling, researching languages and doing general research. I’m currently an editor at I love writing and I like to investigate. Привет, я valiente, я выпускник университета я закончил политологию и государственное управление я также выпускник юстиции, я люблю читать, плавать, путешествовать, изучать языки и проводить общие исследования. В настоящее время я редактор на Я люблю писать, и мне нравится исследовать. Hi, ich bin valiente, ich bin ein Universitätsabsolvent, ich habe Politikwissenschaft und öffentliche Verwaltung studiert, ich habe auch Justiz studiert, ich liebe es zu lesen, zu schwimmen, zu reisen, Sprachen zu erforschen und allgemeine Forschung zu betreiben. Ich bin derzeit Redakteur bei Ich liebe es zu schreiben und recherchiere gerne. Rahat olun arkadaşlar dil öğrenin muhtaç olduğumuz kudret, damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur! kendimize güvenelim üniversiteye gidersek de gitmezsek de biz bu dilleri öğrenelim, bizim en büyük sermayemiz olsun bize o kadar zor gösterdiler ki kimse bizden ekstralar beklemiyor. Konuşun, 2 tane kelime öğrenin konuşun dilleri bir biri ile yarıştırın tarihimizde insanlar en az 3 dil biliyorlardı, bize yok onlar gavurca yok bizim öz Türkçe’miz var deyip durdular. Sana Türkçe öğrenmeye diyen yok tabi ki öğrenmeliyiz ama dünyayı anlamımız için bunları bilmemiz gerekiyor. Kendimize bir yer bulmak için bunlar şart, tabi diller kolay değil size dil öğrenmek ile en büyük tavsiye kelime öğrenmeniz. Adam alman kendi keine eine bunları bile zor zar biliyorlar nere gelecek diye, takılmayın eğer gerçekten öğrenmek istiyorsanız bırakın kitapları, gramerleri ders çalışır gibi yapmayın. Çocuk dili ders çalışarak mı konuşuyor? Bize öyle alıştırıldık ki bizim ülkemizde eminim 3 dilin altında konuşan insan olmaz ama bize ders diye dayatıyorlar. Çoğumuz dinlemiyoruz bile dersleri benim tezim bizim ülkemiz de ders niyetinde değil de normal seçmeli olarak verildiği takdirde ve derslere ingiliz dersine ingiliz, almanca dersine alman, rusça dersine rus girerse daha farklı olacağını düşünmekteyim neyse arkadaşlar biz konumuza dönelim. Arkadaşlar merhaba ben valiente, sizlere eğitim, üniversite ve bölümler hakkında bilgiler vermeye çalışacağım faydalı olması dileği ile ama ilk önce kendimi eğitim konusunda tanıtmama izin verin Arkadaşlar ilk önce baştan başlamak gerekirse herkes gibi düz liseye gittim ve oranın 1 yıl hazırlığı vardı maalesef o hazırlığı geçemedim yada şöyle diyelim bir türlü okulu sevemedim okumayı sevmedim daha sonra babamın yanında çalışmaya başladım ama bana sürekli en azından liseyi bitirmemi söylüyorlardı. Bende açık öğretime yazıldım yazıldığımda 2007 yılında lise 3 yıldı 149 kredi ile 2009’da mezun oldum tabi 2 yılda nasıl bitirdin diyorsanız sağ olsun devletimiz son 9 kredisi kalanlar için Ankara’da bir sınav açtı oraya gidip girmiştim ve mezun olmuştum. Arkadaşlar sonra okulu hiç sevmeyen okuldan hiç haz almayan o kişi gitti. Rabbim öyle bir okuma aşkı verdi ki, tabi ki bir vesile gerek mi gerek, o dönemde hatırlar mısınız bilmem 2006-2008 arası KÖPRÜ dizisi oynadı. O dizi bana öyle bir ilham oldu ki Vali’yi oynayan Erdal beşikçioğlu Faruk Yazıcı komutanı oynayan korel cezayirli ve genel kadrosu ile tam anlamıyla beni etkilemişti bende hedef olarak kaymakam yada Vali olmak istemiştim, hani klasik olacak ama bir film, kitap veya dizi ile hayatım değişti derler ya benimki de aynen öyle oldu. Tam lise den mezun olduğum yıla denk gelmişti, bir şeyler yapmalıydım açtım bir şeylere, hayatımda o güne kadar 2 kitap bile zor okumuşumdur, sonra dedim ki ben de onun gibi olabilir miyim dedim ve siyaset bilimi ve kamu yönetimi okumaya karar verdim, tabi bunun için sağlam bir ders çalışmak gerekiyordu. Eşit ağırlıkçı olarak matematik yapmam gerekiyordu, işin açıkçası ne sözelim iyiydi ne de sayısalım ama bir yerden başlamak gerekiyordu ve hafta da bir kitap okumaya başladım. Bu arada hem babamın yanında çalışıp hemde kendimi geliştirmeye çalışıyordum, daha sonra dershane zamanı gelmişti ve dershaneye yazıldım ilk olarak matematik yapamayacağımı düşünerek sözel kısmına yazıldım kendimi adeta kısıtlamıştım. Biraz zaman geçtikten sonra böyle olursa istediğim bölümün gelmeyeceğini anladım ve EA bölümüne geçmeye karar verdim biraz zaman geçtikten sonra adeta bana çin alfabesi gelmişti özellikle MAt2 de hayatımda ilk defa duyduğum terimler vardı gel zaman git zaman oldu sınavlara girdik kazanamamıştım. Daha sonra dedim ki bu mat ve mat2 ya beni alır ya ben onu alırım dedim ve tekrar dershaneye yazıldım ve çok iyi bir şekilde hazırlanmaya başladım yalnız dershanede hocalar anlatıp anlatıp geçiyordu. Sonra bu böyle olmaz dedim o dönemde bu kadar videolar da yoktu sadece ekol hoca vardı onu oturdum ve izledim. Allah a şükür ki yol kat etmeyi başlamıştım kendime şöyle bir yöntem çıkarttım mat 2 de dedim ki bu mat 2’nin konularına Ligimizdeki takımlar ile eşleştireyim ve başladım. Gs= İNtegral FB=Türev Trabzon=Limit Beşiktaş= Trigonometri Gençlerbirliği=Logaritma böyle böyle kendime bi eşleştirme yaptım hem benim için eğlenceli hemde böyle ders çalışmak daha da hoşuma gitti 2 yılın sonunda mat2 den bir haber olan ben mat 2 den 17 net yapmıştım benim için çok özel bir şeydi ve artık sınavlar gelmişti girdik zaman geçti ve kazanmıştım Siyaset bilimi ve kamu yönetimi geldi. Arkadaşlar eğer buraya kadar beni sabırla dinleyip ikinci bölüme geçtiyseniz teşekkür ederim, şimdi belki bazı arkadaşlar bize ne bundan diyebilir ama bunla giriş yapmamdaki amaç İnanç kendimize inanmak Öz güven yapamam edemem benden olmaz bunları bir kenara bırakın ve kendinize güvenin ve nelere başarabileceğinizi görün ÖN YARGI mat olmaz mat2 hiç olmaz arkadaşlar yaklaşık olarak 8 yıl dersten uzak kaldım ve başladığımda mat ve mat2den bir haberdim inandım ve ön yargılarımı kırdım ve başardım. Burada açık liseyi okumak isteyen arkadaşlar varsa durmasın başlasın bitirebilir miyim demeyin yapabilirsiniz, üniversiteyi kazanabilir miyim demeyin kazanırım deyin, üniversiteyi okuyabilir miyim demeyin eğer inanırsanız yapabilirsiniz. Hiç bir şey için geç değildir!!! Şunu da söylemeliyim ki herkesin kendisine göre bir felsefesi vardır ve kendisine göre değerli sözleri vardır benimkiler ise; ”Tırnağın varsa başını kaşı” ”El elin eşeğini Türkü çağırarak ararmış” ”Elden gelen öğün olmaz oda vakti zamanında bulunmaz” ”İmkanın sınırını görmek için, imkansızı denemek lazım” ”Fatih Sultan Mehmet” ”Kurşun kalem kadar mütevazı bir şey daha görmedim. Yazmaya devam edebilmesi için devamlı küçülmesi gerekiyor.” -Anonim- ”Her şey hakkında bir şey öğrenmeye ve bir şey hakkındaki her şeyi öğrenmeye çalışın.” “Yüksekliği istedim, onu alçak gönüllülükte buldum…” Hz. Ali “Farklı olun, farklı düşünün. Sıradan işler yapmaktansa aykırı işler ortaya koymak size farklılığı getirecektir…” Steve Jobs ”2 kişi az 3 kişi fazla” bunlar benim kulağıma küpe oldu. şimdi gelelim asıl meselemize herkesin aklında bazı spesifik sorular var, üniversite de hangi bölüme gitmeliyim, üniversite de hangi bölümü tercih etmeliyim, üniversite de hangi bölümleri iş imkanları sağlıyor, bu sorular çok özel ve çok güzel tabi ki de bu soruları sormalıyız kendimize Arkadaşlar öncelikle Türkiye’de okunacak en iyi bölümler diye herkes araştırmalar yapmakta, doğal olarak mezun olduğunda iş kaygısı olmadan işinin hazır olmasını istemekte gelin şöyle sırasıyla bir bakalım; Tıp Fakültesi Diş Hekimliği Fakültesi Eczacılık Fakültesi Psikoloji Hukuk Fakültesi Makine Mühendisiliği Elektronik Mühendisliği İnşaat Mühendisliği Bilgisayar Mühendisliği İlköğretim Matematik Öğretmenliği Eczacılık Yazılım Mühendisliği Endüstri Mühendisliği Beslenme ve Diyetisyenlik Veterinerlik Hemşirelik Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Mimarlık İktisat Kamu Yönetimi İşletme Uluslararası ilişkiler Arkadaşlar böyle devam edip gitmekte şimdi yazdığım bölümler içinde çok yüksek puanlı olanlar da var çok düşük puanlı olanlarda buradaki yazdığım bölümler ile ilgili olarak hemen hemen herkesimden arkadaşım da var bir çok farklı kişilerle de görüştüm hala görüşmekteyiz en üst seviye olarak Doktorluğu geçersek, mühendislik olsun, hukuk olsun İBBF bölümleri olsun buradaki sihirli kelime kendini geliştirmekten geçiyor. Nasıl mı, Freunde, verbessere dich, lerne Sprachen, die Sprachen, die ich gelernt habe, waren für mich sehr nützlich, aber zumindest das, was ich gelernt habe, war hilfreich. Друзья, совершенствуйте себя, изучайте языки, языки, которые я выучил, были очень полезны для меня, но по крайней мере то, что я выучил, было полезно. You learn different languages It was very useful to me, Maybe I don’t know exactly but It really worked for me. kısa bir dil arası verdik diller ile oynayın arkadaşlar korkmayın hatalar yapın bizim dilimizi öğrenen İstanbul Türkçesi konuşmuyor, 2 kelime öğrenin ve onlar ile oynayın sonra artacaktır, ich bin valiente, ich bin schüler und Ich komme aus der Türkei, sayılar ein, zwei, drei, vier, fünf, sechs, seieben, acht, neun, zehn, only speak it does not matter every language basic easy yeterki iste from past to the present day Языки очень просты mesela arkadaşlar, Rusça’da TOKAME bunu ben kodladım nedir bu Türkçe Rusça aynı olan harfler T aynı O aynı K aynı A aynı M aynı E aynı Rusça ve Türkçe’de aynı harfler gerisi farklı ama basit insan bilmediği şeyden korkar, bilirsen yaparsın, yapmak için öğrenmek lazım, öğrenmek için de başlamak lazım, başlarsan yaparsın, ilk önce alfabeden başlayın bizim alfabede ”C” C onlarda S demiş biz ”y” y demişiz onlar u demiş… böyle gidiyor. neyse arkadaşlar konumuza tekrar dönelim Arkadaşlar hangi bölümü okursanız okuyun kendinizi geliştirin, bakın ilk önce mühendislikten gidecek olursak, Makine Mühendisliğini okuyan ve bitiren bir arkadaş Makine Mühendisliğinde iken okuduğu ildeki fabrikada çalışmaya başladı ve okulu bitirdikten sonra oranın mühendisi olarak çalışmaya devam etti, sonra askerlik araya girdi, gitti geldi, sonra İstanbul’a gitti sonra orada Alman firmasına girdi ve şu anda müdürlüğe kadar yükseldi. Diğer bir örnek ise farklı üniversitede Makine Mühendisliği okuyan farklı bir arkadaşım makine mühendisliğinden öyle dert yanıyor ki neredeyse abi biz nere düştük diyor bırakmak üzere bölümü. Mesela diğer bir örnek ise Bilgisayar Mühendisliği o kadar önü açık bir bölüm ki anlatılmayacak kadar; fakat biz o kadar basite alıyoruz ki; bu bölümü okuyan çok arkadaşım var, bakın şöyle söyleyebilirim bazı arkadaşlar bölüme başlıyor sonra bu nasıl bölüm diyor bölümü değiştiriyor. Daha sonra bir diğeri geliyor bana göre değilmiş diyor, arkadaşlar okuyacağınız bölümü analiz edin gitmeden önce bölümler ile ilgili fikirler alın tabi.. Bakın biri bilgisayar bölümünü yazıyor yada bilgisayar ile ilgili bölümleri yazıyor, hayatında bölüm ile ilgili araştırma yapmamış sonra bölüme gelmiş olay çok farklı bu nasıl bölüm diyebiliyor, bakın çok yakın arkadaşlarımdan bazıları bölümü değiştirdi, inşaat mühendisliğine geçti, bazısı tamamen okulu yarıda bıraktı, diğer arkadaşım bölümü bitirdi, kendi ile alakalı olmayan farklı bir iş ile uğraşıyor, farklı bir arkadaşım ise Kıbrıs da bilgisayar mühendisliğini okudu ama oda maalesef çok farklı bir iş ile meşgul. Bunlar olumsuz arkadaşlardı tabi ki bilgisayar mühendisliğinde iyi olan yok mu var mesela bir arkadaşım ise İTÜ bilgisayar mühendisliğini bitirdi ve öyle projelere imza attı ki kendini bir çok yerden istediler özellikle ABD’de den ve şu anda çok iyi bir yerde. Arkadaşlar hangi bölüm olursa olsun lütfen araştırın körü körüne istemeyin, en azından istediğinizi bölümü bir okuyan arkadaş ile görüşün forumlarda konu açmaktan bahsetmiyorum yüz yüze görüşün arayan bulur hangi bölüm olursa olsun. Bakın bir örnek daha; Kadın Doğum uzmanı bir arkadaşım bu işi yapmakta ve çokta iyi yapmakta ve istediği bu bölüme çokta severek girmişti fakat işin o kadar zorluğundan ve yoruculuğundan bahsediyor ki, bu bölümü okumasaydım iyiydi diyor,kolay bir iş değil her gün can ile oynuyorsunuz ve direk doğum ile ilgili can ile ilgili, bazen o kadar riskli doğumlardan bahsediyor ki gerçekten çok korkuyorsunuz acaba bir şey olur mu falan diye çok şükür bugüne kadar doktorluğunda her hangi bir kötü olay ile karşılaşmadı bir yandan da severek yapıyor ama yine sonuçta en azından doktorluk ile ilgili başka bölüm yazsaydım diye biliyor Pdr okuyan bir arkadaşım mezun olduğunda sınava girdi ve o kadar iyi çalışmıştı ki kısmette olacakmış hemen atandı atanamayan ise sıkıntıları devam ediyor kendimizi bilelim yolumuza bakalım araştırma çok önemli İlahiyat okuyan arkadaşım çalışmaya KPSS’ye çalışmaya başladı ve mezun olduğunda sınava girdi 82 puan alarak atandı farklı bir arkadaş ise maalesef okulu bitirdikten sonra çalışmaya başladı ve hala 2 yıldır çalışıyor KPSS ye ve puanı almaya çalışıyor erken teşhis ve erken araştırma hayat kurtarır, o arkadaş benim atanmam için ne gerek dedi bunların önünde duran KPSS idi ve çalışmaya başladı ve atandı erken kalkan yol alır diye boşuna dememişler. Elektronik Mühendisliğini okuyan bir arkadaşım var babasının mesleğini yapıyor, babası da elektronik mühendisi ve çok iyi bir fabrikada çok yüksek maaşla çalışmakta arkadaşım da bitirdi ve oda iyi bir fabrikada elektronik mühendisi olarak çalışmaktadır. Ama farklı bir elektronik mühendisi olmuş arkadaş ise işsizlikten yakınmakta ve okuduğu bölümden pişman olmaktadır. şimdi gelelim asıl meselemize maalesef bizim ülkede öyle bir sorun var ki İBBF Arkadaşlar меня зовут valiente, i am valiente, ich bin valiente, ben valiente olarak Siyaset bilimi ve kamu yönetimini bitirdim tabi doğal olarak da diğer bölümler kadar olmasa da İBBF’den İktisat, uluslararası ilişkiler, işletme, kamu yönetimi, siyaset bilimi ve kamu yönetimi ve türevlerinden bir sürü arkadaşım oldu, Bakın arkadaşlar maalesef biz bu fakülteye ve bölümlere öyle göz ile bakıyoruz ki ele ayağa düşmüş, nere gelirse gelsin bu bölümlerden hangisi olursa olsun önemli değil biri gelsin yeter, hoca dershaneye giderken yanımda bir çocuğu kaldırdı nere gitmek istiyorsun hedefin ne dedi, nere gelirse dedi.. Bakın bu bölümleri lütfen küçümsemeyelim maalesef toplum olarak da bu bölümlere karşı algımız çok kötü. Bakın Türkiye’de okunacak en iyi bölümler diye bir yazım var okumanızı tavsiye ederim bakın sadece bir iki içerikten bahsedeceğim ABD’deki okunması gereken ilk üç bölüm Teknoloji, medya, EKONOMİ İngiltere’de okunması gereken ilk üç bölüm İŞLETME VE YÖNETİM,Mimarlık,Sanat ve Tasarım Fransa’da okunması gereken ilk üç bölüm Dilbilim,Felsefe ve Siyaset,İŞLETME bakın dünyanın lokomotif ülkelerinden bahsediyorum ABD İNGİLTERE FRANSA üzerinde yaptığım araştırmada bizim İBBF bölümleri o ülkelerde ilk üçte bakın burayı iyi okumak gerekli her zaman söylediğim bir şey, ne olursa ne okursa ne işi yaparsa yapsın bir insan o işte en iyisi olsun ve işinin hakkını versin bakın arkadaşlar lütfen Youtube’a Cem Yılmaz Kakabüs ” yazın ve izleyin 4 dakikalık kısa bir video izleyin, bizim genel olarak aslında bölümler ile sıkıntımız yoktur kendimiz ile ilgili sıkıntılarımız var algılarımız ile sıkıntılarımız var, Bakın çok uzağa gitmeye de gerek yoktur; Koç üniversitesi işletme tam burslu 502 puan başarı sıralaması 284 BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ işletme 484 puan başarı sıralaması 629 GS üniversitesi işletme puan 461 başarı sıralaması 1469 neden buradaki okuyan ve mezun olan arkadaşlar illaki bir şeyler ile meşgul Koç üniversitesinde okuyanı Koç direk bünyesine alıyor… bakın arkadaşlar bazı gerçekler vardır, biz her şeyi karşıdan bekleyemeyiz, ilk dershaneye yazıldığımda KPSS A grubu için hoca teker teker herkese ne istediğimiz sordu sınıfın yarısı kaymakam olmak istediğini söyledi ve hoca siz çok iyisiniz olursunuz deyince aklımda şöyle bir soru belirdi, sınıfta tam olarak 35 kişi vardı ve kaymakamlık yılda 60 kişinin alındığı bir kurumdu yani 60 kişi ve neredeyse yarısı kaymakamın bizim sınıftan çıkacaktı bakın hayal etmek güzel bir şey ama hayalperest olmanın da bir mantığı yoktur ve şöyle bir şey oldu ki o sınıftan sadece 2 kişi gelir uzman yardımcılığını kazandı ve diğerleri ise farklı işler ile meşgul oldular. Bakın hangi bölüm olursa olsun kendinizi geliştirin bu üniversite tercih aşamalarında ne olacağınızı nasıl hareket edeceğinizi ve nere gelmek istediğinizi iyi analiz edin. Bakın iktisat son sınıf öğrencisi bir arkadaşımla konuşurken ne yapmak istediğini sordum ve hedefinin ne olduğunu sordum KPSS A çok zor dedi çalışılmaz dedi sonra bölümün ise istediği gibi olmadığını söyledi son sınıfta belirtiyor bunu ve açık öğretim fakültesinde iş güvenlik uzmanlığını yazacağını belirtti. Son sınıfta ve hala kafası karışık, giden koskoca 4 yıl sonra iktisat kötü bölüm kötü İBBF kötü, bakın bir arkadaş yine iktisat okuyor mezun oldu KPSS A ya yazılmaya karar verdi sonra 2 yıl da onu denedi oda olmadı sonra farklı işlerle meşgul olmaya başladı 4 yıl üniversite 2 yıl da KPSS a etti mi 6 yıl sonra da bölüm kötü, arkadaşlar kendimizde arayalım lütfen bazı şeyleri karşıya suçu atmak çok kolay. Bakın bu bölümü tercih etmeyi düşünen, tercih eden, tercih edip okuyan olan olan olan olan ve hala bitiremeyen bitirip iş arayan işsiz olduğunu söyleyen KPSS A ya çalışan atanamayan en baştan en sona olan süreç ile geçen zaman 6 yıl en kısası en uzunu ise uzar gider 6 yılda neler olmaz. İBBF öğrencisinin veya okumayı düşünenlerin genel portföyünden bahsediyorum pes, batak, 52, seyahat, kafeler, gezmeler tozmalar bakın arkadaşlar üniversite bizi etrafın lafından koruyan, dedi kodusundan koruyan en önemlisi de kendi vicdanımızdan koruyan bir araç tüm soruları ÖĞRENCİYİM deyip geçebiliyorsun ya sonra mezun olup bitirince. Yani benim Koçta işletme okuyan arkadaş ile ne farkım var, her şey sınavda mı belirli oluyor belki sınav fobim var belki heyecanıma yeniliyorum, yapamıyorum, sonra gidiyorum, anadolu da herhangi bir üniversite de işletme okuyorum sonra çevre dedi kodu arkadaşlar Anadolu’nun bir üniversitesinde işletme okuyor birinci algıyı yedim sonra ailem acaba bir daha mı denesen farklı bir bölüm mü yazsan bakın algıları kafanız dan atın İNGİLTERE’DE okuyacağınız İBBF’nin bölümü Koç ta işletme okusanız adam koçta işletme okuyor daha ne yapsın bakın her şey kafa da bitiyor. İBBF kötüleyeceğimize kendimize bakalım ben ne yapabilirim, lütfen her şeyi devlete bağlamayalım üniversiteye gidip de ömrümüzü batak, pes, kafeler de gezme tozma ile geçirmeyelim araştıralım, Bu gün kendi ayaklarımızın üstünde duralım, ailemizle devletimizle kendimizle barışık olalım 4 yıl boyunca devletten aldığımız kredilerle gezip tozup sonra da mezun olduktan sonra iş bulamayıp devlette o parayı geri istediğinde kötülemeyelim ailemizle aynı keza kötü olmayalım kendimizle kötü olmayalım. Bu sadece İBBF ile alakalı değil hangi bölüm olursa olsun öyle insanlar tanıdım ki elektronik mühendisliğini okuyor vizeye çalışıyor eline A4 kağıdının çeyreğini almış ve onun içindeki yazılanları ezberlemeye çalışıyor sonra mezun oluyor iş yok, arkadaşlar bunu geçelim vizeye finale bir gün kala sınavlara çalışıp geçmek nedir anlamıyorum, arkadaşlar üniversite de diyelim ki sınav yoktur. Sadece hocanın ders anlatması var 4 yıl boyunca gelip gideceksin ve diplomayı alacaksın bu kadar dese ne farkı olacak 1 gün kala ders çalışma sana ne fayda sağlayacaktır, önemli olan ”kendini geliştirmen” sihirli kelime, aslında bu sınav nedir ki bizim sınavla işimiz yoktur üniversite bu değil üniversite sana zaman anlamında korumalık yapan sana gelecek tüm dedikoduların üstünü örten bir kalkan bu kalkanı iyi kullanmak bizim için çok önemli ve kendimizi geliştirmek için fırsat sunan inanılmaz bir alan ama maalesef biz üniversiteyi de lise kıvamına indirgedik. Lise de tabi ki bambaşka bir alan ona sonra değinelim. Arkadaşlar istediğiniz üniversite gelmeyi bilir istediğiniz bölüm de gelmeyebilir önemli olan sizsiniz, diyelim ki çok farklı üniversite ve çok farklı bölümdesiniz araştırmalar yapın üniversite ile ilgili araştırmalar yapın girdiğinizde ortalamayı yüksek tuttuğunuzda çift Anadal yapabileceğiniz bölümleri araştırın okulun seçmeli olarak verdiği dilleri araştırın Rusça, Almanca, İngilizce ve gidin 4 yıl boyunca alın ve ilerletin videoların izleyin yabancı filmler izleyin en azından bir dil bilerek mezun olun diyelim ki atanamadınız, devlette bir yere giremediniz iş kuramadınız en kötüsü çevirmen olursunuz yine paranızı kazanabilirsiniz, Ama diyelim ki yine istediğiniz üniversiteye gidemediniz fakat istediğiniz bölüme gittiğiniz ben hangi üniversiteye gitmek istiyordum Hacettepe iktisata gitmek istiyordum fakat denizli iktisat geldi, bakın açın google’u önünüze hacettepe iktisat gelmiş gibi açın derslerine bakın sanki o dersleri de alıyormuş gibi alın kitaplarını okuyun ve kendinizi geliştirin hangi dil okutuyor ingilizce. Gidin ingilizce öğrenin ekstra almanca öğrenin rahat olun arkadaşlar kimse sizden oğlu gibi ingilizce Hans gibi almanca konuşmanızı istemiyor rahat olun ve öğrenin. buraya kadar elimizden geldiğince bilgiler vermeye çalıştık umarım faydalı olmuştur. Ve artık geldik arkadaşlar Tamamı ile üniversite tercihlerine, arkadaşlar yukarıda saydıklarım bölümler ile ilgili sorularınız olursa makalenin altına yorum yazabilirsiniz ve sizlerin soruları doğrultusunda hali hazırda görev yapan arkadaşlara o soruları sorabilirim, ama tavsiyem odur ki hangi bölüm olursa olsun gideceğiniz bölümü okuyan yada hali hazırda okumakta olan arkadaşlar ile yüz yüze görüşün tabi en azından 3 kişi ile görüşün çünkü sizi bölümden de soğutmasınlar yada yanlış bilgi vermesinler. İBBF’nin tüm okuyacaklar için, arkadaşlar eğer gerçekten kafanıza koyduysanız ben işletme, kamu yönetimi, iktisat, maliye, siyaset bilimi ve kamu yönetimi diyorsanız İBBF genel olarak söylemeliyim ki hiç birinin birbirinden pek bir farkı yoktur, eğer üniversiteye gidip farklı alternatifler arıyorsanız yada daha gitmeden AÖF den şu bölümü yazarım kafasındaysanız hiç yanaşmayın hangi bölümü olursa olsun bakın Maliye okumuş arkadaş babasının yanında ekmekçilik yapmakta idi bakın burada yanlış anlaşılmasın ekmekçilik ile ilgili, sadece iyi analiz etmekte fayda var. Bugün üniversiteye gidip de AÖF okumayan neredeyse nadir, İBBF eğer okumakta kararlı iseniz dediğim gibi hemen hemen hepsi aynı kefede sayılır birinin diğerinden hemen hemen farkı yoktur. Arkadaşlar ben bölümümden memnunum fakat işin sonunda ekmek yiyemedikten sonra bu doktorlukta olsa bir işe yaramaz önemli olan çok doğru hedefe odaklanmak bu ülkede gördüm ki İBBF 4 ayaklı masanın sadece 1 nin teşkil etmektedir, o yüzden masa sürekli düşmektedir, peki bu ayakları nasıl tamamlayacağız tabi ki kendimizi geliştirerek, ben bu bölümlerin geleceğin meslekleri arasında olduğunu düşünüyorum bana kızabilirsiniz İBBF çoğu işsiz ve açıkta diye ama şöyle de bir şey var ki tohum ek vermez ise toprak utansın insan önce kendini sorgulamı bugün uluslararası ilişkiler bölümü bu bölümün hakkı nedir en azından 3 dil bileceksin İngilizce, almanca, rusça veya farklı bir dil ve kendini uluslararası ve kendi ülkene göre geliştireceksin, kuru kuruya gidip ve öyle de mezun olursan geçmiş olsun bu sadece bu bölüm içinde değil bütün İBBF için bileceksin öğreneceksin geliştireceksin kendini bir yere muhtaç hissetmeyeceksin illa devlete atanayım diye beklemeyeceksin, ailemin yanında kötü duruma düştüm demeyeceksin. Bugün nice farklı bölümlerde okuyan arkadaşları gördük eğer kendini geliştirmez farkını ortaya koymaz isen ne bölümü okursan oku kaybetmeye mahkum olursun o yüzden kendinizi geliştirmeli ve farkınızı ortaya koymalısınız yoksa şikayet etmeye devam edersiniz. Unutmayın ki; zeki insanlar başkalarının hatalarından bir şeyler öğrenir. Sevdiğim bir söz daha “Kendimizi, öğrendiğimiz şeylerin büyük bir kısmını bırakarak, bize öğretilmeyenleri öğrenmeye adamalıyız.” Ronald Laing Arkadaşlar genel olarak toparlayacak olursak puanınız yüksekte olsa düşükte olsa ilk önce gideceğiniz bölümü araştırın en azından 2-3 kişi ile görüşün bölüm hakkında bilgiler alın. Sosyal bölümler ülkemizde genel olarak iş bulma konusunda sıkıntı çektiği aşikar, İBBF durumu ortada ama illa ki benim hedeflerim var ben gideceğim diyorsanız sıralama olarak İktisat, İşletme, Siyaset bilimi ve kamu yönetimi, uluslararası ilişkiler diye gitmektedir; arkadaşlar gideceğiniz hangi üniversite olursa olsun çift Anadal ile farklı bölümde okuyabilirsiniz, ama size tavsiye olarak geleceğe odaklanın ve kendinizi geliştirin, İBBF’de hangi bölüm olursa olsun arkadaşlar en azından 2 dil öğrenmeniz ingilizce yanında almanca yada rusça olabilir en azından donanım olarak devlette olmasa bile özel de iş bulabilir yada yurt dışında daha fazla çalışma imkanları bulabilirsiniz. Mesela arkadaşım siyaset bilimi ve kamu yönetimi mezunu İngilizceyi orta seviyede öğrendi, bugün dış ticaret firmasında çalışmaktadır. Diğer bir yandan eğer karşılaştırma olarak bölümleri karşılaştırırsak İBBF VS HUKUK eğer hukuka puanınız yetiyorsa hukuka gidin, ayrıca arkadaşlar okulda ortalamayı yüksek tutmaya bakın ki; çift Anadal yapabilirsiniz ki bu sizi öne geçirecektir. Bütün üniversitelerin çoğunda çift Anadal var ve bunu gözden kaçırmayın. Neden Hukuk diye soracak olursanız da arkadaşlar Hukukta aldığınız derslerin çoğunu İBBF bölümlerinde alıyorsunuz birde KPSS A yani alana çalışacak olursanız tüm hukukun tüm bölümlerini görüyorsunuz sonra kendinizi sorgulamaya başlıyorsunuz. Hukuk okusam daha mantıklı diye o yüzden bu yönüyle mantıklı diğeri ise toplumdaki algı kariyer meslek Avukat sıfatını alıyorsun direk mesleğin hazır kendini konumlandırıyorsun iş konusuna gelince ise kendinize büro açabilirsiniz. Eğer kendinizi çok iyi geliştirdiyseniz ki kurumsal ofis firmaları sizi havada kapacaktır. Tabi bu toplumdaki algı ve kişisel eğer İBBF bölümde de kendinizi geliştirirseniz yine arayan değil aranan olacaksınızdır. Bilgisayar Mühendisliği VS Makine Mühendisliği arkadaşlar bu konuda tamamıyla iş size kalmış yada Elektronik Mühendisliği bölümleri araştırın fikir edinin eğer hayatından bilgisayar mühendisliği nedir araştırmamış sadece ismi ciks diye gidecek olursanız sonu hüsran olabilir makine, elektronik mühendisliği içinde aynı burada nasıl ve ne olacağınıza karar verecek kişi sizsiniz. Yoksa bilgisayar mühendisliği diye girip inşaat mühendisliğine geçip oradan da okulu bırakabilirsiniz. Arkadaşlar videoyu beğendiyseniz bir like atabilirsiniz yorumlarda istek ve görüşlerinizi belirte bilirsiniz, yukarıda yazdığım meslek dallarında herhangi bir sorunuz olursa yazmayı unutmayın hepsine tek tek cevap vermeyi düşünüyorum, bu ülkede her bir öğrenci olsun, mezun olsun bizim için çok önemli ve bizim geleceğimiz, eğer tecrübeleri mi doğru aktarabildiysem ve faydam olursa ne mutlu bize… Sadece üniversite tercihlerinde değil mezuna kalmış olabilir, tercih yapacak olabilir, üniversite de bu bölümleri okuyup fikir almak isteyen olabilir, mezun olmuş olabilir yorumlarda belirtebilirsiniz ona göre videolar çekmeye çalışacağız…, Arkadaşlar tarihte herkesin bir mahlası var neredeyse Kanuni Sultan Süleyman MUHİBBİ 2-Fatih Sultan Mehmed AVNİ 3-II. Beyazıd ADLİ 4-Yavuz Sultan Selim SELİMİ Atatürk’ün Asım Us- Şerif Bey yahya kemal beyatlı böyle gidiyor hemen hemen bütün edebiyatçıların bir mahlası var dizede ise Minnet hudâya devlet-i dünya fenâ bulur Baki kalır sahife-i âlemde adımız” peki bu neden önemli gelenek olarak gelmiş ve ayrıca bir sıfat kazanmış ve kendini o şekilde daha rahat ifade bilmenin anlamı var ve kendini geri plana çekme gibi bir çok manası var arkadaşlar benimki ise Valiente sizde dikkat etmişsinizdir ki diller ile oynamayı çok seviyorum burada 3 tane dilin karışımı ve 3 kelimelik bir anlam var…Sizde kendinize bir tane seçebilirsiniz. Son olarak bazı arkadaşlarımız şu yaştayım nasıl yapmalıyım, benim için zaman geçti, keşke şimdi ki aklım 3-4 yıl önce olsaydı diye sorular soruyorlar, biliyoruz ki müslümanlıkta keşke yoktur geçen geçti şu gelen dalga bir demeliyiz ve önümüze bakmalıyız, aslında burada ki yegane amacımız insanların zamanlarını kurtarmak, lise sona geliyor şimdiki aklım lise 1 de olsa diyor, üniversiteye gidiyor şimdi ki aklım lise son sınıfta olsa diyor, üniversite sona geliyor şimdi ki aklım üniversite 1 de olsa diyor, üniversite bitiyor başka şeylere dem vuruyor, biz Allah’ın izni ile bunları en aza indirmeye çalışacağız el birliği ile ”Gelen geçti şu gelen dalga 1 deyip” yolumuza bakalım, hiç bir şey için geç değildir. Dipnot olarak da arkadaşlar eğer bu makale de pozitif yorumlar olursa gelecek makale de biraz daha spesifik sorular hazırlayıp, puanınıza göre üniversite ve bölüm tercih etmenizde birlikte seçimler yapabiliriz. Son sözler olarak; ”Ayakkabılarım olmadığı olmadığı için üzülürdüm. Ta ki, sokakta ayakları olmayan adamı görene kadar.” Canını sıkma eğer nasipse olur. Sabretmeyi bil, vaktinden önce bahar gelmez. Canını sıkma eğer nasipse olur. Allah’a dayan. Zenginlik de fakirlik de, hastalık da sağlık da, mutluluk da, başarı da başarısızlık da.. Hepsi geçicidir. Hatta hayat bile.. Bakî olan Allah’tır..
Mühendisliği bırakıp tıp okumak Merhaba, Ben İzmir Ekonomi Üniversitesi elektrik elektronik okuyorum. Kısacası kendimden bahsedeyim. İlkokul ve lise hayatım boyunca sürekli çalışkan ve zeki bir öğrenciydim. Fen lisesi mezunuyum,ama işte ne olduysa o pek iyi derece yapamadım ve şuan okuduğum okula aklım sürekli benden durumu daha kötü olup da tıp okuyan arkadaşlarıma gidiyor. Bende radikal bi karar alarak olduğum bölümümden çıkıp ygsye çalışmak istiyorum. Size sormak istediğim ben sizce 2 senemi boşverek tıpa çalışmalı mıyım? Yaşım 19 , Mühendisliğe kesinlikle ilgim var ama tıpı sadece geleceğimi garanti altına almak için girmek ilgim olduğu kimse babasının hayrına çalışmıyordur mühendis de olsak doktor da olsak para kazanmak için yapmak istemediğimiz şeylerei bazen hayatta yapmak gerekiyor. Lütfen bana bir yol gösterin değerli üyeler! Daha önceden bu konuyu yanlış yere açmışım. Önceden yazmadığım bazı şeyleri eklemek istiyorum. Eğer tıpa gidersem akdeniz tıpa gitmeyi düşünüyorum yani memleketim olan antalyaya. İlgim olmaması bir dezavantaj fakat antalyada okumak bunu avantaja çevirebilir mi. Doktor olursam antalyada da iş bulabilirim ama bir mühendisin antalya gibi küçük bi yerde iş bulması zor. Çok çıkmazdayım şu aralar ne yapacağımı bilemiyorum daha önceden fakültesini bırakıp tıpa geçenler var mı varsa pişmanlar mı? Burdaki diğer kişiler ne düşünür ya da diğer insanlar sana neler söylüyor bilmiyorum ama eğer ilgin ve çaban varsa her meslekte elbetteki ilerisini garantiye almışsındır. Çünkü bi süre ezilsen eziyet çeksen de çaban ve mesleğine olan ilgin mutlaka geleceğini güzel yerlere götürecektir diye düşünüyorum. Tıpa gelince geleceği için o kadar da garantisi olan bi meslek olarak görülmesi bence yanlış çünkü artık eskisi kadar az sayıda mezun verilmiyor aksine her sene nerdeyse sayı artan kontenjanlarla birlikte ikiye katlanıyor. Uzmanlık bir kaç yıl sonrasında artık bugünkü kadar da kolay olmayacak kazanmak açısından ki bugün de iyi bi yerlerde geleceğim garanti olsun dersen inanki kazanmak çok zor. 2 yıl bazılarına göre kısa ama bence ilgisi ve çabası olan bi insan için çok uzun bi süre. kaybına değmeyeceğine ve ileride pişman olabileceğini düşünüyorum nacizane fikrim. sen kazanıp bitirinceye kadar tıpda, sınavla atanacak doktorlar. değmez bence. Ben muhendisligi birakip tip okudum, kesinlikle is garantisi var diye okunacak bir bolum degil, cok sevmen lazim. Muhendisligi, isletmeyi secen butun arkadaslarim cok daha iyi yerlere geldiler, ustelik cok daha az caba sarfederek. Su anda da benden daha rahatlar, daha cok kazaniyorlar. Cok iyi dusun bence. Dediklerinizi mühendisliğe ilgim olmasına rağmen ilerde iş bulma sıkıntısı çekeceğimi düşündüğümden derslere giresim bile kendini geliştirmesi için biraz girişken olması gerekir ama bu özellik ben de ne yazıkki yazdıBen muhendisligi birakip tip okudum, kesinlikle is garantisi var diye okunacak bir bolum degil, cok sevmen lazim. Muhendisligi, isletmeyi secen butun arkadaslarim cok daha iyi yerlere geldiler, ustelik cok daha az caba sarfederek. Su anda da benden daha rahatlar, daha cok kazaniyorlar. Cok iyi dusun bence. acaba nerenin mühendisliğindeydin bırakma sebebin ne oldu? İstanbul fatih uni, ben de garantisi yok diye biraktim, fakat anladimki korkum yersizmis, butun arkadaslarim cok guzel yerlerde ise basladilar, hic girisken olmayanlari bile,, tip sadece cok isteyenlerin yapabilecegi bi bolum bence, guzel bi sehirdesin, kendini derslerine ver, pisman olmazsin bence,, Kardeşim çalışkan olduğunu yazmışsın. Bence hiç düşünme bitir okulunu KPSS'den 95 üzeri bir puan al rahat et. Bir tek KPSS'ye çalışırken çok zorlarsın kendini sonrası rahat. Bir mühendis günlük en fazla 20 farklı insanla muhatap oluyorken bu oran doktorlarda 500-600 bile olabiliyor. İnsanla uğraşmak zor iş çok isteyerek ve severek gelmiyorsan daha sonra çok pişman olursun. Tipin gelecegi de kotu gorunuyo , anormal sekilde artan kontenjanlar, dusen maaslar, azalan sayginlik, malpraktisler,, mühendisliği bırakıp, tıp okumak eşittir saçmalığın daniskası... 6 sene yıpratıcı süreç, sonrasında çeşitli saçmalıklar, sonra dünyanın en zor 2. sınavı diye duyduğum tus, sonra dehşet verici asistanlık günleri, sonra uzman ol, en dehşet kadrolarla memleketin en yaşanılmaz yerlerinde mutluluktan uçabileceğin !!!!??? yaşam... cemxmox2 allhını seversen sen ne istiyorsun? hayatındaki en pişman olacağın karar olur. dryaz yazdımühendisliği bırakıp, tıp okumak eşittir saçmalığın daniskası... 6 sene yıpratıcı süreç, sonrasında çeşitli saçmalıklar, sonra dünyanın en zor 2. sınavı diye duyduğum tus, sonra dehşet verici asistanlık günleri, sonra uzman ol, en dehşet kadrolarla memleketin en yaşanılmaz yerlerinde mutluluktan uçabileceğin !!!!??? yaşam... cemxmox2 allhını seversen sen ne istiyorsun? Haklı valla,, Ben hazırlıkta bıraktım mühendisliği. ilk 4 ayda devamsızlıktan kalmıştım düşün. Şimdi tıp değmezmiş En son overcome tarafından - 071042 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi. Ekonomi üniversitesini de ilk defa duydum, bi tarafı kaşınan okul açmış yazıklar olsun overcome yazdıEkonomi üniversitesini de ilk defa duydum, bi tarafı kaşınan okul açmış yazıklar olsun izmirde özel üniversite bu arada aklıma geldi de olur da devam etme kararı alırsan bence çok az da olsa çabalamayı dene çünkü özel üniversitelerde imkanlarını mantıklı kullanırsan iş sıkıntısı çekmezsin...
Ülkemiz şartlarında mühendisliği kazanmak artık çok kolay hale geldi hepimiz farkındayız. Üniversiteden üniversiteye değişmesiyle beraber, okuması çok da kolay olmayan mühendislik bölümlerinden mezun olduğunuzda size faydası olacak 10 şeyi sıralamak istedim. Ben mezun oldum, hepsinin gerekliliğini tek tek tecrübe ettim. Siz etmeyin, yapın, mezun olunca diğer mühendis arkadaşlarınızdan 10 adım önde olun. Yazacaklarım tamamen benim kişisel tecrübelerimden yola çıkarak yararlı olduğuna karar verdiğim maddeler. Sadece mühendislik için değil, bütün bölümler için aynı maddeler geçerli olabilir bilmiyorum. Ben mühendislik okudum, diğer bölümlerden arkadaşlar da eklemek istediklerini yorumlarda belirtebilirler 🙂 1. Yabancı Dil Öğrenin Hiç kuşkusuz her listenin en başına gelebilecek ve hala 2018 yılında olmamıza rağmen, ülkemizde bir türlü öğrenimini yaygınlaştıramadığımız yegane şey yabancı dil öğrenmek. Mühendislik okuyorsanız, mühendisseniz, mühendis olmak istiyorsanız yolunuz mutlaka ingilizce, almanca ya da bölümünüzde işinize yarayacak yabancı dil varsa onu öğrenmekten geçecek. İngilizce öğrenmeyen kaldı mı ya? diye sorulan kurumsal firmalarda, yüksek lisansınızla ilgili yaptığınız araştırmalarda veya yurt dışında katılacağınız herhangi bir etkinlik/gezide mutlaka ingilizce konuşmak zorunda kalacaksınız. Ya ben öğrenmek istemiyorum ama diyorsanız, Konya veya diğer şehirlerimizin güzide özel sektörlerinde, nadide tecrübeler sizi bekliyor olacak. İngilizceyi zaten öğreneceksiniz, ders için veya başka bir amaçla. Zorunlu veya gönüllü. Ben size ingilizce öğrenin demiyorum, dediğim gibi zaten şu an herkesin ingilizce bildiği veya bilmek zorunda olduğu düşünülüyor. Sizin onlardan farkınız ne olacak diye düşünün ve üniversitedeyken başka bir yabancı dil öğrenmeye başlayın. Sadece selamlaşma ve basit cümleler kurmak olsa bile. Çünkü ben üniversitedeyken hep şöyle düşünürdüm “Hiç kimse bilmiyorsa, benim biraz bildiğim’ şey değerli olacaktır.” Konyamızda Komek gibi güzel bir oluşum var hepiniz biliyorsunuzdur. Kursa yazılıp ilk haftadan sonra derslere uğramayanları konu dışında tutuyorum. Teessüflerimi de bildiriyorum ayrıca. Ben üniversitedeyken almanca kursuna yazılmıştım, ilk hafta 50-60 kişinin olduğu sınıfta, son hafta 5 kişi sertifika alabilmiştik. Amacın sertifika olmadığının farkında olan 5 kişi. Özel ders alır gibi her hafta biz 5 kişi mutlaka o derse gider, genç ve ilgili hocamızın her anlattığını öğrenirdik. Hadi almanca özel kurs almaya çalışın bakalım, gözünüzün önünden Eurolar geçmeye başladı di mi 🙂 Fırsatlarınızı iyi kullanın. Yabancı dil konusunda söylenecek çok fazla şey var biliyorum. Bununla ilgili başlıkların hepsini zamanla tamamlayacağım. 2. Bilgisayarı ve Bilgisayar Programlarını Öğrenin Eminim bilgisayar kullanmayı biliyorsunuz evet. Facebook, instagram, twitter veya haber sitelerine girip çıkmayı başarabiliyorsunuz evet. Gerçi artık her şey telefondan da kullanılabiliyordu pardon. Belki bilgisayardan sayfasına girmeyi dahi bilmiyorsunuzdur. Gülmeyin, üniversite mezunu olduğu halde mail göndermeyi veya gelen maili iletmeyi bilmeyen insanlar tanıdım. Aslında gülün ya, bu eğitim sisteminin yanlışı değil çünkü. Eğitim sistemini kötüleyerek kendini bahaneler arkasına saklayabilenlerin hatası. Bırakın bir şeyleri kötülemeyi, eleştirmeyi. Değiştirebiliyorsanız değiştirin, değişmiyorsa işinize yarayacak çözümler bulun. Bunu sadece üniversite hayatı için değil, bütün hayatınız boyunca işinize yarayacaklar listesine koyuyorum. Bilgisayar, laptop, tablet ve akıllı telefonlar. Mühendisin anlamını açıklamayacağım, mühendis olarak bunlara uzak olmanız beklenemez. Bilgisayarın temel konularını öğrenin. Çok iyi olduğunuz birkaç program olsun mutlaka. CV’nizde bilgisayar bilgileri kısmında sadece office yazmasın. İşe alımda da görev yaptığım zamanlar oldu, inanın en çok zorlandığım mülakatlar bilgisayar bilgisi olmayan adaylarla yaptığım mülakatlardı. Çünkü mühendis olarak o şirketin en önemli elemanlarından olacaksınız, size öğretmek istedikleri onlarca şey olacak. Bilmeniz önemli değil, size öğretebilmeyi isteyecekler. Ben bilgisayar bilmeyen birine bilgisayar öğretmek istemem açıkçası. Ama bilgisayar konusunda iyi olan birine Autocad de öğretebilirim, Solid de, Photoshop da. Kendi mesleğiniz açısından önemli olan programları öğrenmeye çalışın. Tam anlamıyla öğrenmek için yeterli vaktiniz olmayabilir belki ama en azından programların adı, ne işe yaradıkları hakkında az çok bilginiz olsun. Bazen bir programın adını biliyor olmanız bile sizi kaç adım öne geçirecek tahmin bile edemezsiniz. 3. Mesleğinizde Önemli Kişilerle Tanışın – Staj Yapın – Gönüllü Çalışın Üniversitede bir hocamız şöyle demişti “Üniversite size her şeyi öğretemez, size ihtiyacınız olanları nasıl öğrenebileceğinizi öğretir.” Peki sizce üniversite size ne kadar şey öğretiyor? Size bir sır vereyim mi, umarım hocalarım da yazdıklarımı okuyordur, onları çok seviyorum buna kesinlikle bir şey diyemem ama üniversiteye dair aklımda kalan tek bir teknik bilgi yok şu an hayatımda kullanabildiğim. Temel işlem, ısı kütle transferi, akışkanlar mekaniği hatta termodinamik dersi bile aldım 4 sene içerisinde. Teknik resim ne alakaydı hala anlam veremiyorum mesela. Peki nasıl çalıştım yurt dışında kurumsal bir firmada? Çok basit. Teoride değil, pratikte öğrendim. Temel işlemde makinenin çalışma prensibinin çok uzun olan yabancı latince fransızca ispanyolca karışık ismini sınavda yazamam belki ama o makineyi tamir edebilecek bilgiye ve tecrübeye sahibim şu an. Çünkü sanayiide, elimde tornavidayla, ustaların yanında bir şeyler öğrenebilmek adına gece gündüz dolaştım. Staj yapmak için onlarca farklı fabrika seçtim. Her birinden milyonlarca şey öğrendim. Zor değil miydi? Zordu. Öldürdü mü? Öldürmedi. Eğer mezun olduğunuzda, geriye dönüp “keşke okurken bir yerlerde çalışsaydım da birilerini tanısaydım” demek istemiyorsanız, mutlaka ama mutlaka mesleğinizle ilgili kişileri araştırın. Onlara ulaşmaya çalışın. Yaşamayı planladığınız şehirdeki çalışma şartlarını inceleyin, iş ilanlarına bakın, hatta iş ilanlarına başvurun gerekirse. Gidip o işletmeyi görün, o patronla tanışın. Mesleğinizle ilgili önemli kişilerin seminerlerine, toplantılarına katılın. Toplantı sonrası onlara soru sormaya çalışın, konuşun, sohbet edin. Attığınız her adım size bir şey getirecek bunu hiç unutmayın. Gelen şey iyi de olabilir kötü de. Moralinizi bozmayın. Çünkü gün bittiğinde eğer moraliniz bozuksa, gün içerisinde yaptığınız hiçbir şey amacına ulaşmamış olacaktır. 4. Erasmus Yapın Ben bunu genelde yurt dışına çıkın olarak söylemek istiyorum. Çünkü artık Erasmus da herkesin yaptığı sıradan bir etkinlik halini almaya başladı. Ama sıradanlaşması sizin yapmayacağınız anlamına gelmesin kesinlikle. Biliyorsunuz ki, hedefimiz herkeste olan şeylere zaten sahip olup, onları artırarak yolumuza devam etmek. Hem yabancı dil öğrenmek, hem yeni bir kültürle tanışmak, hem yurt dışı serüvenleri size kendinizi iyi hissettirecek, özgüveninizi de yükseltecek aktivitelerdir. Yurt dışı ile ilgili çok ayrıntılı yazılarım var, o yüzden burada çok ayrıntıya girmeyeceğim ama üniversitede yapılması gereken en önemli şeylerden biri kesinlikle yurt dışına çıkmak diyebilirim. 5. Gönüllülük ve Sosyal Sorumluluk Projelerine Katılın Üniversitenin olmazsa olmazı diyebileceğim en önemli şeylerden biri de, üniversite topluluklarına, sosyal sorumluluk konusunda çalışan dernek veya vakıfların etkinliklerine katılmak, onlarda gönüllü olarak görev almaktır. Size katacağı şeyleri buraya yazarak anlatmakla bitiremem belki. Mühendis demek, insanların sorunlarına çözüm bulabilen insan demekti di mi. Peki bu sadece teknik anlamda mı olmalı? Bence hayır. Mühendis gibi düşünmek diye bir terim var ya hani, pratik çözümlerle insanların hayatlarını kolaylaştırmak gibi anlamlara geliyor. İşte gönüllülük yaptığınız topluluklarda bu özelliğinizi öyle geliştiriyorsunuz ki. Mesela TOG ile düzenlediğimiz, Dilek Ağacı etkinliğinde bize verilen bütçe ile kartondan yaptığımız ağaç, bence bugüne kadar yaptığımız en mühendislik harikası şeydi. Mükemmel miydi, hayır. En güzel dilek ağacı mıydı, hayır. Ama elimizde olanlar ile ihtiyacımızı görecek pratik bir şey üreterek aslında mühendisliğin temelini anlamış olmuştuk. Bunu sadece mühendislik anlamında değil, insanlara yardım edebilme konusunda düşündüğünüzde ise size en iyi gelebilecek şeyi yapmış oluyorsunuz bir nevi. Vicdani rahatlama. Düşünün, bir şeye sahipsiniz ve onu başka insanlara yardım edebilmek için kullanıyorsunuz. Bundan daha mükemmel bir şey olamaz. Bu topluluklar sadece gönüllülük üzerine olmak zorunda değil tabii. Tiyatro, müzik, spor üzerine de topluluklara mutlaka katılın. Size her yönden faydası olacak bir sosyal alan ve birikim çevresi sunacaklar. Sevdiğiniz şeyleri bulun, sadece mesleğinize odaklanmayın. Anne sesi yankılandı beynimde birden “okulunu bitir de, ne yapacaksın tiyatroyu, sana ne müzikten, spordan” Bir mühendis beyni asla tek bir şeyle yetinmez arkadaşlar, bunu unutmayın. Siz yetinmesine izin verirseniz ayıp etmiş olursunuz. Dünyayı bir sürü güzel projeden mahrum etmiş olursunuz belki de. Tabii ki okulunuzu bitirin, mesleğinizi kazanın. Ama bunu zaten yapmak zorundasınız. Herkes zorunda. Önceden de dediğimiz gibi, zorunlu olan şeyleri zaten yapacaksınız. Sizin hayattaki göreviniz, kendinize fazladan şeyler katmak olsun. 6. Sosyal Medya Kanallarını Lehinize Kullanın Günümüzde her şey teknoloji. Her şey sosyal, her şey kolaylıkla ulaşılabilir durumda. Siz bunları ne ölçüde faydalı kullanıyorsunuz? Her şeye kendini kapatıp, sadece ders çalışan ekiptenseniz, gözünüzü açtığınızda kendinizi Jetgiller dünyasında bulacaksınız. Ve her şey için çok geç olacak. Her şeye kendini kaptırıp, hiçbir şeyle alakası olmayan ekiptenseniz ise siz de gözünüzü açtığınızda kendinizi karmakarışık bir iş dünyasında bulacaksınız. Hadi biz ikisinin de ortasında bir yerlerde olalım olur mu? Her şeyi ayarında kullanıp, kendimize zarar vermeyecek düzeyde faydalanalım. Zaten her şeyin fazlası zarar değil mi? Bu da öyle. Gece gündüz instagram fotoğrafı atan kişilerden de olmayalım, hiç sosyal medyayla alakası olmayan kişilerden de. Çünkü dediğimiz gibi, günümüz artık böyle haberleşiyor. İş dünyası da böyle haberleşiyor, sanat camiası da. Bazen Şeyma Subaşı ile Acun Ilıcalı’nın boşandığını da bilmeniz gerekebilir herkesi konuşturuyorsa. Ama günün her saati bunu okumak zorunda değilsiniz mesela. Özellikle Linkedin gibi profesyonel iş adamlarının, şirketlerin bulunduğu platformlarda düzgün bir profil oluşturun. Merak ettiğiniz kişilere yazın, paylaştıkları şeylerle ilgili fikir sunun ya da onları üniversitenize davet edin. Öğrenci olduğunuz sürece herkese her şeyi sorma hakkınız var unutmayın 🙂 Öğrenici iseniz, öğretici olmak isteyen çok olacaktır. Gelişmeleri takip edin, şirketlerin farklı ürünlerine yorum bırakın, kendi alanınızla ilgili yaptığınız çalışmaları anlatın. 7. İnsanları Dinleyin “Üniversitede dinleyelim de sonra dinlemeyelim mi” mi dediniz? Hayır canım, her zaman dinleyin tabii ki ama en çok üniversitede dinleyin. Ama herkesi dinleyin. Kişi seçmeyin, din seçmeyin, cinsiyet seçmeyin, ülke seçmeyin, görünüş seçmeyin. Sadece dinleyin. O sizi dinlerse siz de anlatın. Bir gün farkedeceksiniz ki, o kadar farklı şekilde kendinizi geliştirmişsiniz ki. İnsanlar ayrı ayrı dünyalardır. Bazen sabah kalkıp tramvaya biniyorsunuz ve kimseye günaydın demiyorsunuz, bazen yanınıza oturan biri size günaydın diyor ve hayatınızda öğrenebileceğiniz en güzel bilgileri alıyorsunuz. Hayattaki fırsatlar ne zaman karşınıza çıkar belli olmuyor biliyor musunuz? Yeniliklere açık olmak, insanlara karşı kabul edici olmak hayatınızı olumlu yönde etkileyecektir. Üniversite bir geçiş dönemi bir yerde bakıldığında, okuduğunuz meslekleri bir ömür boyu yapacağınızı düşünerek o derslerin hepsinin altında eziliyorsunuz biliyorum. Anlıyorum da. Ülkemizin üniversitelerinde okuyan arkadaşlarımızın çoğunun istemediği bir bölümde okuduğunu hesaba katarsak, kendilerini bulmaları için güzel bir geçiş dönemi aslında. Belki elektrik elektronik mühendisliği okurken, sanata olan ilgisiyle hayatının geri kalanını bir atölyede geçirmek isteyen insanlar olacaktır. Bunu ertelemeyin diyorum sadece, erken farkedin. Hayatınızı erken farketmiş olursunuz. Daha fazla mutlu olarak yaşarsınız. 8. Organizasyon Düzenleyin Her üniversiteli gencin yapması gereken bir şey diye düşünüyorum ben bunu. İş hayatında karşılaşacağınız hemen hemen her şeyi tecrübe edebileceğiniz bir olay. Sorumluluk alın, bir şeyler başarmaya çalışın, insanları memnun etmeye çalışın, hepsinin memnun olamayacağını anlayıp inatçı olanları ikna etmeye çalışın, pazarlayın, sponsor arayın, pazarlık yapın, yorulun, çabalayın ve sonunda sizin yaptığınız bir şey olduğunu farkedip kendinizle gurur duyun. Buyrun, minyatür bir iş hayatı ve sosyal hayat. 9. Gezin Evet geldik benim en sevdiğim kısma. Gezmek. Gezin demek istiyorum şimdi ama alacağım cevapları düşündükçe moralim bozuldu birden. “Ama param yok” “Annem izin vermez” Vaktim yok, çok yoğunum” “Derslerime çalışamıyorum” “Otobüsle o kadar yol çekilir mi” “Ay ben o soğukta donarım” “Ay ben o sıcakta yanarım” “Ya katiller beni yakalarsa ve böbreğimi satarlarsa” “Tek başıma gidemem ki” Yazarken bir kez daha moralim bozuldu. Neden ülkece sürekli bahane üretmeye çok meraklıyız bilmiyorum. Sanırım küçüklüğümüzden bu yana, bize çoğu şeyin imkansız olduğunu aşılamalarından kaynaklanıyor. Her şey zor, her şey imkansız sanki herkesin gözünde. Yapmayın. Her şey mümkündür bu dünyada. Bunu aklınızdan çıkarmayın. Gezmek için de her zaman paranızın, vaktinizin ya da her şeyin mükemmel olmasını beklemeyin. Side-Antalya Bazen günübirlik bir gezi bile size çok şey katabilir. Gezmek insana en fazla şey öğreten etkinliklerden biri. Öğrenciyken gezdiğiniz yerler öyle tatlı, öyle güzel anılar olarak kalacak ki hayatınızda. Belki sonrasında vakit bulamayacaksınız, belki bulsanız bile çok da rahat olamayacaksınız. Öğrencilikten sonra başınız dertten tasadan kurtulmuyor malum 🙂 Gezin, eğlenin, öğrenin. En çok da yaşayın. Anı yaşayın. Anda kalın. 10. Hobi Edinin Dersler ve mesleğiniz dışında bir hobi edinmek, size en iyi gelecek şeylerin başında geliyor. Teknik konulardan sıkıldığınızda, biraz rahatlamak isteyeceksiniz. Eğer yapabileceğiniz farklı bir aktiviteniz yoksa, o bilgilerin içinde boğulacaksınız. Mesela, benim en büyük hobim seyahat etmek, gezmek, ülkeler hakkında araştırma yapmaktır. Boş zamanlarımda açıp bilet baktığım zamanları çok iyi bilirim, hala 🙂 Makinelerden, insanlardan, üretimlerden sıkıldığımda, bir trene veya otobüse atlayıp bir yere gidip gelmek beni her zaman rahatlattı. Çıkış yolunuzun olduğunu bilmek, güven veriyor. Zorunluluk o kadar acımasız bir kelime ki. “Mecburum buna” diye düşündüğünüz an, o meslek size işkence olacaktır. Sevdiğiniz ve sevmediğiniz şeylerin farkına varın. Kendinizi tanıyın, kendinizi tanıtın. Benim mühendislik okurken yapmanız gerekenler hakkında söylemek istediklerim bu kadar. En başta da söylediğim gibi, bunların her birini tek tek tecrübe ettim. Bana faydalarını fazlasıyla gördüm. Kendini bilen, sevdiği şeylerin farkında biri olarak bu yazıyı yazıyor olmam beni o kadar mutlu ediyor ki. Üniversitedeki karmaşadan, hayat sorgulamasından ve gelecek kaygısından kurtulduğum için çok seviniyorum. Umarım siz de en güzel şekilde, üniversiteyi bitirir ve hayatınıza dilediğiniz gibi şekil verirsiniz. Katıldığınız veya katılmadığınız maddeleri lütfen benimle de paylaşın. Kendim hakkımda yorum yapabilmemi sağlayın 🙂
kötü bir üniversitede mühendislik okumak