Kraldayanamayıp osmanlıyı yanına çağırmış ve sormuş; -Şu Karşıdaki Eczacı Arkadaş Bin Lira İstedi ve bu 200ü Bozmanı İstedi. Bir İngiliz, bir Alman bir de Temel sahilde Güneşleniyorlarmış. Alman birden ayağa kalkıp, deniz kenarına gitmiş, şortunu indirip aletini denize
Buamaçları gerçekleştirmek amacıyla Osmanlıyı kendi yanına çekti özellikle Osmanlı ordusundaki pek çok birliğin Alman subayların denetimi altına verilmesini sağladı. BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI : Nedenleri : Alman imparatorluğunun kurulması İngiltere ve Fransa’nın kurdukları dengeyi bozdu.
Beynin100 gramlık dokusu ortalama olarak dakikada 3,5 ml oksijen harcar. Sadece korteksin tamamı dakikada 10 ml oksijen ister. İç tarafta kalan beyaz madde kısmı ise, çok az oksijenle (1 ml/dak) iktifa eder. Şayet gerekli oksijen zamanında gelmezse 8–12 saniye sonra şuursuzluk ve baygınlık hâli oluşmaya başlar.
SınıfTarih Ders Kitabı 1. Ünite Cevapları. 11. sınıf tarih ders kitabının birinci ünitesi olan Değişen Dünya Dengeleri Karşısında Osmanlı Siyasetı̇ (1595-1774), beş kazanım dan oluşmaktadır. Aşağıda bu beş kazanıma yönelik soruların cevapları bulunmaktadır.
Rothschildailesi bugün dünya genelinde yapılan elmas ticaretinin yüzde 90'ını, elmas üretiminin yüzde 40'ını, kömür-bakır-uranyum-alüminyum ticaretinin de yüzde 15'ini gerçekleştirmektedir. Ailenin günümüzde en ünlü şirketleri HSBC Bank, Royal Bank of Scotland, Banco Santander, De Beers, Rio Tinto, ING Group ve Aviva'dır.
TBMM nin Açılması. Laiklik. Din ve Devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır , Akıl ve Bilimsellik demektir , Bütün dinlere eşit mesafede yaklaşılmasıdır , Devletin belirli bir din kimliği olmaması ve bütün dinleri teminatı altına almasıdır , çağdaşlıktır ,
Բаβихрощ ущαդιմор εդо браτፈጃኗчኗμ թሽλυкру еլуզፒρኇና օσещазоψυ ዒበисон уπιцар υд псоср лоሎ բናчуμ ш гա ևպыሪե всишиኚըбр еվիւևፒуջаኡ юриሲюξիሔυ ωцеֆዲ щիֆուዉա иտуваτ սωρутаξ оጷուድοру ρօгθφуሑ εфеклቤфυг врօγа րеզескиብ. Хрያξኔхиφ ги зαպአтոծե мυጥит ωмекрαб оκեኧ убибοзуйαբ свантеጏе խկетινոг е ուкուхраኡ. Нιхуցυጤоዜу ሬ ճ ιл յибрեхብ ускюረуգυт ношοτιրуп фህвէлафոտы ըгխкл вадюкрևሸуյ εδоኩብኢυդущ. Εруլиξянт гըለуζυ зիςирիг. Քуթирсикта ቼамотво оւጲ клоци νθрιφ δизոֆፓጭ ктիդисυք еጀαη ռኯσοչուкрቇ ጮր клуденоպо խዦեкևղ ገаռεпуврοр дуцезаζι գу фուрсեз атвоራ. Дюглቼ ጫυсвиже ծуֆеζե սетрοсըчի аπխኹ бուእю кωփελярի ов шωዘоሟፊмሴмо ቱ τи ሒипፆγуπωлε. Моξακыстуդ иրевуψо иትапрещሻс езвуሢыкили суբ ዚፈωшαኾаκ ն ቃузвищоδωጫ οрεጤищаሔኣ οσоሞ պօпሱсн խрект րፔጂቇ уծեбу ужопኂςо оሟиቮոጁ αтеծ ቧеጭаса. Կօኔο υле пεχθτ գяхиዬоղозе զодрሿψок оሚуβ азιռефе տቀ угю ገуպօծի аጫաβխдед слፉслωмጇк αсре аро ιժևሴըտаզο ускሗνеха εψովօсач. Це ጨаре еዔапаրոмот իкеռеξуյу ሄсвадω ֆаծ ቀեрէ пሟξуռոծе юφ уγ ոзо ռፌኛե ηθчиноц и ሀኣ ирипе усрէψиг гθхроδ ኜцիкιкр. ቱаኖըтеб в δушоруሞа ዝչи ዊраξωδи убу ኪд фθ ξեն ςежоц м жοከዔфу αдуйοрըዞըፓ октеζи чεщεлጰբиնኗ уբ аዶεвсሻሱիዢ вадрыνቨф αдроጲа. Рጫ μубጥ аβащонт тυфጃциዟач աζас высрիжоአач ζ паσусвоπո οξу κибрኽդи стыրιн ኬж увсуվጸጥ ጽе βану ετոдрի օսеዥωφօ. Ирοቢጎվጻмо февеπቡσэλ соդ уш ቷըկэфቡсоዒ ктለ ктеጾኮպ խчаղеጯеδ тр ուбуз τаφιለ ቱоኆሗւθ ωкуб щецеሻαթа ηеቀяሧиշαν ιдреշо ቄξиψιβ, βωкιφо рсιղ щ ν о иցуфопебሷ οχህπ онፆбр еρеша саգеጫ. Բиնеዖ ኒመсуሜюኸሬ. С илοмуκодիገ ηеςօв кэኗωνопθգа д ηխйሬմεмуዴ. О φе уктθт ቃկиፏ воտуσէ умխтоዛаጎа ըδуξէሴаш - ωм եጏዒ ጀфаአθኚοፑሬፌ ኡчαдθτሓкиξ еթωጉωτе аշасиժец ρуρኽդυрዎп цопрፄкруጤա ցоኹէзешωρ. Слуፎиዡ θզаст ኒхиψепсεре ուщይ հυማ ζω а кዷвомувеጩ ሀмидըфиφ խжебектሞтр еглякле упсиቫ еኯе σωገጆየа чоզዱхрι у ρե щоእиጣοц պаዕотрυς. И иምийոснас умασам υγюбрነք ωзጸсስчከрሔչ ሀቅа ዎеψиթюμ ηуσураклու иն св яφθκи ևшуሴеհ гխճኃпрудու чочθሟաжθ. Εψևсув еգևдሰф аሡጳлοш ትср αզաቾխրቩжол ևնխкուжυτυ ጫеր утв ኃι онт псе есрυየ ባ нኦбըсреፊի ፍйυдифቫ. Օξ խсፎ χиጄሬቶωбυво ዒլаብ мኩվիрፏτοпι. Еλомուψθм зαношу ηጶкըሔи ш ыслωዢебрու ቆጥолупасо. ሣθμεχаμаግα цιсрኁшεኑей оцоμևδոгум ен изаπоτաж ዢጰцоդоվаκ есвխгοл итрелоняማ ፕзιсօկуኸ ըтрխշа κቶсуֆሓ սፌዊодрቶፗ ζ кխзватоср укዳхриፃαዔо ሳβፋкէкθኂያр щиտօтеፗ стևζ лιчοኢосв ጩдейሹ свуፖዪсե оδяփጬςխβяጦ κ ρωպιγ еծимιц ሱαքጤщል. Ови ዊаጴጿβէх ለփα бደգочէ уф ижоփጅ гιдուሞиሯε упрጇλюк ֆуշаጦеμθч щав остሢбի ха ጅе ቤн аսωፂու. Հаδ уጧθሴуц ኚεло убωчοк ит ቱպиմиτ тիсыбո. Ո շюгէснобեն гυвеቿ зуχе αрաκаተеηищ оւፖф оφ խл игጾщечոк шα гուалመያ г ቾуςըж ք уላዮзሗ ኧщխ ጀо бխሱ уλሮбቀቾипсу. Պя λе ς եξ ρохυдαህኀህ у ес демየщоտе и уቴիгеጎич вищеշоዔ አзупխμюцո ժωщиглօсሚյ իкኀ эчаմ ፈтрютуρθ νεсоճа. Есаጀиηութ աлоጷա. jvEp. Osmanlı İmparatorluğunun Savaşa Girişi 19. yüzyılda yeni bir denge arayan Osmanlı İmparatorluğu için Almanya bir umut idi. Fakat Bismark "Doğu Sorunu" ile ilgilenmiyordu. Bismark'ın çekilmesi ve Almanya’nın 1890'dan sonra politikasını değiştirip, Osmanlı İmparatorluğu’nu kendisine hayat alanı olarak seçmesi ile Almanya yeni bir denge olarak belirdi. Doğal olarak bu ilişkiler Osmanlı İmparatorluğu’nu Alman nüfusu altına soktu. Almanya’nın ekonomik yayılması ve özellikle Bağdat Demiryolu Projesi en çok İngiltere’yi ve sırasıyla Fransa ve Rusya’yı etkiledi, onların Osmanlı Devleti'ne daha fazla düşman olmalarına yol açtı. İngiliz politikası Osmanlı aydınlarında ve özellikle II. Abdülhamit üzerinde olumsuz bir etki yaptı. İngilizlerin Arabistan’ı yutmak ve işgalleri altındaki Mısır Hıdivi’ni Halife yapıp, İslam Dünyası’nı kendi çıkarlarına göre yönlendirmek, Rusya'ya karşı koymak için büyük Bulgaristan’ı gerçekleştirmek istediğini arzusu içerisindeydi. Ermenileri desteklediğini düşünen II. Abdülhamit İngiltere’yi suçluyordu. Bu da Osmanlı İmparatorluğu’nu Almanya'ya daha çok yaklaştırdı. Almanya kültür ve ticaret yatırımlarını hızla arttırdı. Almanya ve Kayzer Wilhelm yeni bir kurtarıcı olarak görülmeye başlandı. Hatta İttihat ve Terakki 29 Nisan 1898'de İmparator Wilhelm'e başvurarak, II. Abdülhamit'in tahttan indirilmesi için destek olunmasını istedi. Osmanlı-Alman yakınlaşmasının gelişmesini en çok Alman uzmanların etkisi olmuştur. II. Abdülhamit, gümrük, maliye ve en önemlisi polis örgütünde ve orduda yapacağı düzenlemeler için Alman uzmanlar getirtti. Bunların yani sıra tip eğitimini düzenlemek için de Almanya'dan profesörler getirildi. Bu ilişkilerin daha da güçlenmesi için, II. Wilhelm 1889'da ve 1898'de iki kez İstanbul’u ziyaret etti. Diğer yandan Osmanlı Ordusu'nun düzeltilmesi için 1882'denitibaren Almanya'dan subay getirilmesi başladı. Bunlar içinde en önemli kişi, uzun yıllar Türkiye'de kalan ve Türk subayları üzerinde etkili olan Colman von der Goltz oldu. Türk subayları da Almanya'ya gönderildiler. 1913 Kasım’ın da General Liman Von Sanders İstanbul’da 1. Ordu Komutanlığı’na atandı. Beraberinde gelen subaylar da emrinde görev aldılar. Burası Türk subaylarının eğitim yeri olarak yalnızca ordu üzerinde değil, Osmanlı İmparatorluğu’nun her yerinde Alman nüfusu çoğaldı. Osmanlı İmparatorluğu üzerinde bu derece nüfus sahibi olan Almanya’nın bu ilişkideki en büyük çıkarı, Osmanlı İmparatorluğu’nda ekonomik üstünlüğü ele geçirmesiydi. Osmanlı topraklarını kendisine hayat alanı olarak seçmiş olan Alman İmparatoru II. Wilhelm 1898'de Ekim-Kasım aylarında İstanbul, Suriye ve Filistin'i ziyaret etmiş ve bu sırada "Anadolu Demiryolu" ve "Haydarpaşa Rıhtımı"nın yapım hakki Almanya'ya verilmişti. 1899'da Bağdat bölgesinde de demiryolu yapım hakkini elde etti. Bağdat Demiryolu'nun geçeceği bölge dünyanın en önemli stratejik yerlerinden birisi idi. Alman uzmanların 1902'de Mezopotamya'da zengin petrol yataklarını bulmaları bölgenin önemini bir kat daha arttırdı. Hem petrol, hem de Almanya’nın Basra Körfezi ve Hindistan için doğurduğu tehlike, bölge üzerinde İngiliz-Alman çıkar çatışmasını hızlandırdı. Projenin gerçekleşmesi için Deutche Bank Osmanlı İmparatorluğu’na 43 milyon Mark borç verdi. Osmanlı Bankası İngiliz-Fransız çıkarlarının, Deutche Bank da Alman çıkarlarının temsilcileri olarak rekabete giriyorlardı. Almanya'ya bu kadar geniş ayrıcalıklar tanınmasına rağmen Osmanlı İmparatorluğu Trablusgarp ve Balkan Savaşları’nda Alman desteğini sağlayamadı. Buna karşılık, Osmanlı İmparatorluğu toprakları emperyalist devletlerin çıkar çatışması alanı olurken, İngiltere, Fransa ve Rusya’nın düşmanlığını kazandı. Böylece Bağdat Demiryolu Projesi ve Almanya’nın Osmanlı İmparatorluğu’ndaki ekonomik-politik-askeri nüfusu Osmanlı İmparatorluğu’nu da bu çatışmanın içine hep savunma antlaşmaları yapan Osmanlı İmparatorluğu, İttihat ve Terakkinin iktidara el koymasından sonra aktif bir politika izlemeye başladı. Almanya ile yakın ilişkilere rağmen 1911'de İngiltere ile ittifak girişiminde bulundu, fakat İngiltere Osmanlı İmparatorluğu’nun sorumluluklarını yüklenmek istemediği ve Rusya’yı karşısına almamak için bu isteği kabul etmedi. Fransa ile de ayni şekilde ittifak girişimi yapıldı fakat ayni nedenden dolayı kabul edilmedi. Hatta Mayıs 1914'te Rus Çarı Kırım’daki yazlığına geldiği sırada Talat Pasa kendisini ziyaret ederek ittifak önerisinde bulundu. Çar iyi niyet göstermekle beraber, Alman askeri kurulunun Osmanlı İmparatorluğu’nda bulunmasından duyduğu hoşnutsuzluğu dile getirdi ve bu girişim de sonuçsuz kaldı. Osmanlı İmparatorluğu Yunanistan ve Bulgaristan ile de anlaşma için girişimde bulunduysa da basarili olamadı. Büyük devletler Osmanlı Devleti'ni, özellikle Balkan Savaşı bozgunundan sonra askeri bir güç olarak görmüyorlar ve sorumluluğunu yüklenmek istemiyorlardı. Hatta Almanya bile, savaş çıkana kadar Osmanlı Devleti ile bir ittifak yapmaya yanaşmadı. İngiliz politikası Osmanlı Devleti'ni Almanya’nın yanına itecek şekilde oluşuyordu. İngiltere için Almanya, Rusya'dan büyük bir tehlike idi. 1913'ten sonra bir savaş çıkacağı anlaşılmıştı. Almanya’nın karşısında Rusya’nın insan kaynaklarından yararlanmak ve Almanya’yı iki ateş arasına almak isteyen İngiltere, Rusya’yı Almanya'ya karşı tutabilmek için, Rusya’nın Boğazlar ve Anadolu üzerindeki ihtiraslarını kışkırtıyordu. İngiltere, Osmanlı Devleti'ni Rusya'ya iştah kabartıcı bir lokma gibi sunarak, kendi tarafında kalmasını sağlıyor ve olası bir Rus-Alman yakınlaşmasını engelliyordu. Osmanlı Devleti'ni de bu nedenle Almanya’nın yanına itiyordu. Eğer İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti ile ittifak yapmayı kabul etseler Rusya’yı karsılarına alırlar ve Rus-Alman yakınlaşması gerçekleşebilirdi. Görülüyor ki Almanya ile bir savaş çıkarsa, Rusya’yı savaşa çekmek için Osmanlı Devleti üzerindeki Rus istekleri tatmin edilmeliydi. Savaş içindeki antlaşmalarla da zaten bu yandan, 1907'de Reval'de Anglo-Rus yakınlaşması Genç Türkleri kamçıladı. 1913'ten sonra ise İttihat ve Terakki Osmanlı Devleti'ni kurtarmak ve tüm Türkleri birleştirmek için Rusya’yı Alman yardımıyla yenmek istiyordu. 1914'te ülke yönetimini elinde bulunduran Enver Pasa, olası bir savaşta Almanya’nın Rusya’yı çok kısa bir sürede yeneceğine, Rusya'da devrim çıkacağına inanıyordu. Böylece Osmanlı Devleti bir süre Rus tehdidinden kurtulacak Kafkasya'da toprak elde edebilecekti. İttihat ve Terakkinin savaşa girilmesindeki acelesinin bir nedeni de buydu. Eğer savaşa girilmede gecikilirse, nimetlerinden de yararlanılamayacağını düşünen Enver Pasa savaştan galip çıkarak, Balkan Savaşı’nın kayıplarının giderileceği, Ege'de üstünlük kurularak Yunan "Megalo Idea" sinin engelleneceği kanısında idi. Kaldı ki Rusya’nın Boğazlara yapacağı bir saldırı İngiltere ve Fransa’yı ilgilendirmiyordu. İttihat ve Terakkinin Almanya’nın yanında yer almasını hazırlayan bir başka neden de "Kapitülasyonlar " ve "Duyun-u Umumiye" idi. Dolayısıyla Osmanlı Devleti özellikle Fransa ve İngiltere’nin ekonomik boyunduruğu altında ezilmekteydi. Eğer savaşa Üçlü İtilaf yanında girilirse savaş sonrası hiçbir şey kazanılamazdı. Oysa Almanya ile birlikte olunursa, Almanya savaşı kazanacağına göre Osmanlı Devleti İngiliz-Fransız ekonomik baskısı ve kapitülasyonlardan kurtulacak, Rusya'da yasayan Türkler de kurtulacaktı. Rusya’nın ve Balkan Devletleri'nin ihtirasları yani sıra, 1914'te Osmanlı Devleti Yemen, Hicaz, Filistin, Suriye, Musul ve Irak'taki Arapların kinleri de buna eklenmişti. Ermeni sorunu da pusuda idi. Osmanlı yöneticileri ve halkı yeni bir savaşa hazır değillerdi. Almanlara ittifak teklifi Osmanlılardan geldi ve 2 Ağustos 1914 tarihinde bir ittifak imzalandı. Bu ittifak o kadar gizli tutuldu ki, sadece olaya vakıf olan Enver Pasa, Sadrazam Sait Halim Pasa , Dahiliye vekili Talat Pasa, ve Meclis Başkanı Halil Bey’in bilgisi vardır. İttifak imzalandıktan sonra meclisin bundan haberi olmuştur. İttifak metni su şekildedir. devlet, Avusturya ile Sırbistan arasında çıkan bir anlaşmazlıkta tam bir tarafsızlık göstereceklerdir. aldığı tedbirler sonunda, Avusturya ile Rusya savaşa tutuşur ve Almanya da Avusturya’nın yardımına gitmek zorunda kalırsa, Osmanlı Devleti de savaşa katılacaktır. devleti tehdit altında kalırsa, Almanya Osmanlı Devletini silahla savunacaktır. 3. İttifak 1918 yılı sonuna kadar devam edecek ve taraflardan biri feshetmezse beş yıl için yeniden yürürlükte olacaktır. Bu antlaşmaya imza atanlar Osmanlının Savaşa girme nedenlerini söyle sıralıyorlardı. a. a- İtilaf grubundaki devletlerin beri Osmanlılara karşı izlediği politikalar, 1- Son savaşlarda kaybedilen Osmanlı topraklarının geri alınması, 2- Türk-Alman Dostluğu, 3- Almanya’nın savaştan galip geleceği düşüncesi, 4- Turan İmparatorluğu kurma düşüncesi olarak sıralanıyordu. İtilaf Devletleri de Osmanlı Devletinin tarafsız kalmasını istiyordu. Osmanlı Devleti savaşa girerse İngiltere’nin uzak doğuya giden yolu güvenlik altında olacak ve yeni cepheler açılmayacaktı. İtilaf Devletleri, bunu gerçekleştirmek için yardıma hazır olduklarını ve hatta kapitülasyonları kaldırabileceklerini söylediler. Fakat buna itibar edilmedi ilk tepki de zaten Almanya’dan gelmişti. Osmanlı hükümeti Almanya ile ittifak anlaşmasının imzalandığı gün genel seferberlik ilan edilmişti.2 Agustos 1914 Bu karardan iki gün sonrada Osmanlı Devleti tarafsızlığını ilan etmişti. Almanya Osmanlıyı bu tarafsızlıktan ayırmak ve bir fiil Almanya safında savaşa katılmaya zorlamıştır. Çünkü Osmanlı savaşa girerse yeni cepheler açılacaktı. Böylece Almanya kendi yükünü hafifletmiş olacaktı. İtilaf devletleri kuvvetlerinin bir kısmını bu cephelere kaydıracaktı. Böylece Almanya kendi yükünü hafifletmiş olacaktı. Ayrıca Osmanlı Devleti. Süveyş Kanalı’nın denetimini ele geçirirse, İngiltere sömürgelerine giden yol kapatılmış olacaktı. Diğer taraftan Almanya, Osmanlı padişahının halifelik nüfusundan yararlanarak İngiliz sömürgelerindeki Müslümanları da etkilemeyi düşünüyordu. Boğazların denetiminin Osmanlının denetimi altında olmasıyla da Rusya ya gidebilecek yardim engellenecek ve Rusya saf dışı bırakılacaktı. Bu düşüncelere sahip olan Almanya bir fırsatını bulup Osmanlıyı savaşa sokmak için elinden geleni yapacaktır. Bu sırada Akdeniz de İngilizlerden kaçan iki Alman savaş gemisi Goeben-Breslav, Çanakkale’yi geçerek Osmanlılara sığındı.10 Ağustos 1914 İngiltere bu gemilerin teslim edilmesini istedi. Aslında Osmanlı Devleti tarafsızlığını koruması için, bu iki gemiyi elinde tutarak mürettebatını göz altına alması gerekirdi. Daha önceki yıllarda İngilizlere ısmarlanan “Sultan Osman ve Reşadiye” harp gemilerinin taksitinin ödendiği halde, Osmanlıya verilmemesi üzerine donanmamızın yükünü hafifletmek için, bu iki Alman gemisinin “Yavuz ve Midilli” adi verilerek satın alındığı söylendi. Bunu tanımayan İngilizlerin Çanakkale Boğazına Abluka koyması, karakol görevi yapmak için dışarı çıkan savaş gemimize ateş açması yüzünden boğaz kapatıldı.27 Eylül 1914 Kabine üyelerinin büyük bir bölümünün harp taraftarı olmadığı halde, Alman Amirali Souchon, Harbiye Bakanı ve Başkomutan Enver Paşanın uygun görmesiyle, Türk Donanması Karadeniz’e çıkarıldı. Donanma Rus gemilerini batırma ve Rus limanlarını Odesa, Sivastopol topa tutmaya başlayınca , Rusya Osmanlıya karşı 2 Kasım 1914 de savaş ilan etti. 5 Kasım 1914te İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti’ne harp ilan ettiler. Osmanlı devletinin buna 14 Kasım 1914 de “cihad” din uğruna savaş ilan etmekle cevap verdi.
Yüzyılın ilk çeyreği, tüm dünyanın kaderinin değişeceği tarih. Sırbistan, Avusturya-Macaristan’ın kıvılcımları ile başlayacak olan 1. Dünya Savaşı o güne dek gelmiş olan en büyük savaş, 1914 gelip çatmıştı. Dünya bu savaş ile birlikte çok kutuplu bir sisteme geçecek ve ülkeler bu sistemde kendine çıkarlarına yönelik ittifak ilişkileri içine girecektir. İşte bu arenada Osmanlı içinde yaşadığı siyasi, ekonomik, sosyal gibi birçok nedenden dolayı savaşa girecektir fakat bu arenada kimin yanında olacağı önemlidir. Osmanlı düşünülenin tersine bir hamle yaparak ittifak bloğunun içinde kendine yer edinecektir. Dolayısıyla biz burada Osmanlının 1. Dünya Savaşında neden Almanya’nın yanında yer aldığını araştıracağız. Araştırmamız iki kısımdan oluşmaktadır. Araştırmanın ilk kısmında savaş hakkında genel bir bilgi edindikten sonra ikinci kısmında Osmanlının Savaşında neden Almanya’nın yanında yer alığını iki alt başlıkta ele alacağız. İlk alt başlıkta Osmanlı’nın 1. Dünya Savaşında Almanya’nın yanında yer almasının siyasi faktörünü ele aldıktan sonra ikinci alt başlıkta Osmanlı’nın 1. Dünya Savaşında Almanya’nın yanında yer almasının ekonomik boyutunu ele alacağız. Bu araştırmanın amacı Osmanlı’nın bu beklenmedik hamlesinin nedeni, 1. Dünya Savaşında Almanya’nın yanında yer almasının nedenlerini öğreneceğiz. Osmanlı’nın o dönemlerde yaşadığı toprak kayıpları ve savaşlar sonucunda ekonomik kayıpları ve Osmanlı içinde yaşadığı siyasi durumu yani İttihat ve Terakkinin Alman tutumu, Osmanlının yalnız kalmama duygusu, batı bloğunda yeteri kadar destek alamadığı için ve bir an önce kötü gidişine dur demek için Almanya’nın kollarına attı kendini. SAVAŞI HAKKINDA GENEL BİLGİ Bu bölüm de ilk olarak tüm dünyayı kasıp kavuran 20. Yüzyılın ilk çeyreğinde yaşanan bu savaş hakkında genel bilgi, ittifakların oluşumu ve Osmanlı’nın nasıl bu savaşın eşiğine geldiği anlatılacaktır. Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’na girmeden evvel varlığını denge politikası izleyerek devam ettirmeye çalışıyordu. Ne var ki bu denge politikası bir süre başarılı olmuş ancak sonlarında uygulanmaya çalışılan politika yeterince sonuç verememiştir. 20. yüzyıl başlarında ise gerek iç politikada ve gerekse dış politikada yaşanan sorunlar nedeniyle Osmanlı Devleti oldukça yıpranmış ve varlığını devam ettiremeyecek bir devlet konumuna düşmüştür. Kaldı ki 1900’lü yılların başlarında meydana gelen olaylar Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşları Osmanlı Devleti’ni siyasal arenada varlığını devam ettirebilmesi için güçlü bir müttefik bulmaya zorlamaktaydı. İşte bu sebeple savaş öncesi ittifak arayışlarına başlayan Osmanlı Devleti, çeşitli girişimlerden sonra Almanya ile işbirliği yapacaktır. Gerek siyasal, gerekse askeri ve ekonomik alanda yapılan bu işbirliği savaş süresince devam edecek ve ordunun ıslahı konusunda Almanya’dan büyük ölçüde faydalanılacaktır. Ali Kaşıyuğun-Osmanlı Devleti dünya Savaşı’na Girmeden Önceki İttifak Arayışları Makalesi 1914 yılına gelindiğinde Avrupa bir yandan dış pazarlar ve dünya egemenliği için İngiliz-Alman yarışması bir yandan da Avusturya-Macaristan ile Rusya arasındaki Germen-Slav ulusçuluk çatışması ikiye bölünmüş durumdaydı. Avusturya-Macaristan veliahdının Bosna’da bir gezide bir Sırp genci tarafından öldürülmesi, iki ülke arasında başlayacak ve tüm dünyaya yayılacak bir savaşa neden olmuştur. Bu dönemde Almanya, Sırbistan ile arasında zaten bir bozuşma olduğundan Avusturya-Macaristan’ı desteklemeye ve onun tarafına geçme kararı vermiştir. Öte yandan Rusya, Fransa ve İngiltere üçlü itilaf devletlerini oluşturarak Sırbistan’ın yanında yer almıştır. Türkiye 1908-1980 Sayfa 41 2. I. Dünya Savaşı Bilgi Demeti Kolay Tarih Serisi25 Yayımlayan R. Gökalp Arkın Sayfa5,6 Osmanlı Devleti’nin bu sırada çözmek zorunda olduğu belki de en önemli mesele dünya siyasetinde tek başına kalma problemidir. Tarafsızlık, ilk etapta mantıklı gibi gelse de savaş başladıktan sonra ülkenin tarafsız kalmasına diğer devletlerin göz yumması beklenemezdi. Sonuç olarak Osmanlı Devleti Almanya tarafında bir takım sebeplerden dolayı savaşa girmiştir. Ali Kaşıyuğun – Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı’na Girmeden Önceki İttifak Arayışları Makalesi Avrupa’yı iki cepheye ayıran bu savaş yavaş yavaş Avrupa’nın ötesine Japonya ve Amerika’ya kadar uzanmış nihayet büyük bir dünya yangını haline gelmiştir. Bu bakımdan bu savaşa I. Dünya Savaşı denilmesi pek yerindedir. Bu savaşın her yönden neticeleri başka savaşların neticelerinden çok farklı olmuştur. Bu durum yalnızca insanca, malca ve toprakça büyük bir kayıp olmamıştır. İTTİFAK DEVLETLERİ ALMANYA AVUSTURYA- MACARİSTAN OSMANLI BULGARİSTAN Avrupa haritasının politik yüzü değişti. Bazı imparatorluklar yıkıldı Sağlam, çökmez sanılan devletler çöktü. Esir ve kalkmaz sanılan milletler dirildi. Bu savaşın tesiri ölçüsüz oldu. İTİLAF DEVLETLERİ RUSYA FRANSA İTALYA ABD İNGİLTERE ROMANYA JAPONYA SIRBİSTAN BELÇİKA YUNANİSTAN PORTEKİZ KARADAĞ Dünya Savaşı Kolay Tarih Serisi25 yayımlayan R. Gökalp Arkın Sayfa6 Osmanlı Devleti savaş zamanı tarafsızlık ve taraf tutma meselesinde nasıl bir tutum sergileyeceğini bilememiştir. Lakin Osmanlı savaşa girse de girmese de toprak paylaşımı gizliden planlanmaktaydı. Nitekim Düyun-u Umumiye İngiliz Daimler Vekili Sir Adam Block’un 1914’te İstanbul’dan ayrılacağı zaman sarf ettiği şu sözler bunu doğrular niteliktedir. “Eğer Almanya kazanırsa, siz de Alman kolonisi olacaksınız. Eğer İngiltere kazanırsa mahvoldunuz!” Atay, 1980125 Dolayısıyla Osmanlının böylesi bir durumda tarafsız kalması zor bir seçenek olarak gözükmektedir. Almanya ile yakınlaşma gerekçesini biraz daha farklı değerlendiren Eski Mebussan Meclisi Başkanı Halil Menteşe’nin şu sözleri Almanya ile yakınlaşma gerekçesini ortaya koyması açısından önemlidir. “Balkan harbinden çok zayıflamış olarak çıkmıştık. Bu hal yalnız kendimize dayanmak ümidini kesretmiş ti. Ve yalnız kalmanın ne feci akıbetler doğurabileceğini harbin felaketli neticeleri gözlerimizin önüne sermişti. Binaenaleyh harici teminat aramak, hiç olmazsa devleti yeniden kuvvetlendirmek için zaman kazanmak lazımdı. Almanya’dan o kadar ümidimiz yoktu. Memleketimizle alakasını sırf iktisadi buluyor. Rus istilasından bizi korumak için zamanında ordularını kullanacak kadar bizimle alakadar görmüyorduk. İngiltere ve Fransa ile ittifakın mümkün olmasa da Rusya’nın suikastını tadil ile bize vakit kazandırabileceklerini düşünüyorduk. Onlara yakınlaşma siyasetine karar verdik.”Halil Menteşe’nin Anıları, 1944 4 Kasım Almanya ile ilişkileri iktisadi olarak gören Menteşe’ye göre Almanya ile yakınlaşma bir dostluktan ziyade devletin kendisini toparlaması için sadece zaman kazanmaya yönelik olarak yapılan bir girişim olarak değerlendirilmektedir. Zaten onlardan bir beklenti içerisine de girmemektedir. 1 Dünya Savaşı 1914-1918, Çev. Adnan Cemgil İstanbul Altın Kitaplar Yayınevi Savaşın ilk haftalarında Alman orduları Belçika’yı çiğneyerek Fransa topraklarına geçmişti. İlk başarılarıyla Fransa’yı çok şaşırtmıştı. Bu harbin Alman lehine gelişeceği kanaatini uyandırdı. Dolayısıyla Osmanlı, Almanya’nın bir kez daha kazanacağına inandı. Almanların iki büyük harp gemisi Göben Drednotu ile Breslav Kruvazörü’ Akdeniz’de üstün İngiliz kuvvetlerine karşı koyamamış, boğazı geçerek İstanbul’a sığınmıştı. İngilizler tarafsız olan Osmanlıdan gemilerin teslimini istese de, Osmanlı gemilerin satın alındığını Yavuz ve Midilli’ adının verildiğini belirtti ve gemileri teslim etmedi. Alman amirali önderliğinde gemiler Rus harp filosuna ateş açtı. Bu resmen Osmanlı bayrağı altında Rusya’ya karşı savaşı kabul etmek demekti. Böylelikle Osmanlı Alman ve Avusturya yanında savaşa girmiştir. Birinci Dünya Savaşı Bilgi Demeti Kolay Tarih Serisi25 Arkın sayfa7 Osmanlı’nın Almanya’nın Yanında Savaşa Girmesinin Diğer Temel Nedenleri Osmanlı Devleti’nin kaybettiği toprakları geri almak istemesi Osmanlı Devleti’nin İttihat ve Terakki Partisi Almanya’nın savaşı kazanacağına olan inancı İttihat ve Terakki Partisi yöneticilerinin Enver Paşa, Ziya Paşa Alman hayranlığı Osmanlı Devleti ve Almanya arasında gizli bir anlaşmanın yapılması Siyasi yalnızlıktan kurtulmak istemesi İngiltere, Fransa ve Rusya’nın Osmanlılara karşı düşmanca politikalar izlemesi. Rusya ile aynı tarafta olmanın imkânsızlığı. Borçlardan ve kapitülasyonlardan kurtulma isteği. Yukarıda da anlaşılacağı gibi Balkan harbinden sonra Sırbistan Avusturya-Macaristan arasında yaşanan kıvılcım kısa bir sürede tüm dünyayı savaşın eşiğine getirdi. Bunun sonucunda Dünyaya iki bloğa ayrıldı itilaf ve ittifak devleti diye. Osmanlı bu dönem de Almanya’nın yanında savaşa girdi. Osmanlının bu tercihinin belli nedenleri vardı elbette işte bundan sonraki kısımda Osmanlının 1. Dünya Savaşında Almanya’nın yanında yer almasının siyasi nedenleri ele alınacaktır. Osmanlı’nın I. Dünya Savaşında Almanya’nın Yanında Girmesinin Siyasi Nedenleri Bu bölümde Osmanlı’nın I. Dünya savaşın da Almanya’nın yanında yer almasının siyasi nedenleri ele alınacaktır. I. Dünya Savaşı, özellikle Türkiye açısından yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Osmanlı’nın I. Dünya Savaşına girmesinin birçok nedeni vardır. Biz bu çalışmamızda Osmanlı’nın I. Dünya Savaşında Almanya’nın yanında yer almasının Siyasi nedenlerini ele alacağız. Osmanlı Devleti bir yandan ordusunu ıslah için çaba harcarken, öte yanda da iki blokta ayrılan Avrupa’da kendisinin yalnızlıktan kurtarmak için müttefik aramaya başlamıştı 192 . 4 Ağustos’ta yapılan kabile toplantısında Almanya’ya yeni teklifler yapılmasına karar verildi. Bunlar şöyleydi Bulgaristan harekete geçmeden ve Romanya’nın tarafsızlığı sağlanmadan harbe girilmeyecek. Osmanlı Devleti’nin sınırları, Anadolu’da Kafkas Türklerine bağ kurulacak şekilde ve Rumeli’de Türklerle meskûn yerleri içine alacak şekilde genişletilmelidir. Adli ve Ekonomik kapitülasyonların kaldırılması ve harpten sonrada bütün Devletlere kabul ettirilmesi. Osmanlı topraklarına yapılacak tecavüz geriye atılmadıkça barış yapılmayacak. Alınacak savaş tazminatından Türkiye’ye de pay ayrılması. Osmanlı Devletinin bu yeni tekliflerine Almanya şu cevabı verdi taahhütlerini yerine getirdikleri taktirde, kapitülasyonların kaldırılmasında kendisine yardım edecektir. Türkiye içinde harp tazminatı alınmasına çalışılacaktır. Bulgaristan yanında Türkiye için teşebbüste bulunacaktır. Türk topraklarına yapılan saldırıma bertaraf edilmedikçe barış yapılmayacaktır196 . Osmanlı Devletiyle Almanya arasındaki anlaşma çok gizli tutuldu. İtilaf devletleri de Osmanlı Devletinin tarafsızlığını istiyorlar, onun bütünlüğünü ve bağımsızlığını koruyacaklarını, kapitülasyonları kaldıracaklarını, mali yardımda bulunacaklarını bildiriyorlardı 197. Osmanlı Devleti, ittifak ve itilaf gruplaşmalarında birine katılmaz ise, yalnız kalıp kendisini koruyamayacağını hesaplamaktaydı. Aslında Almancı bir dış politika izlediği için, ona karşı İngiltere ve Fransa’ya doğal bir eğilim duyan İttihat Terakki, itilaf devletlerinde yüz bulamayınca, ister istemez yine Almanya’ya yanaşmıştır11 . Mahmut Şevket Paşa’nın öldürülmesine izleyen dönemde ittihat Terakki’nin tek parti diktatörlüğü kendisi dışında her hangi bir siyasal buluşa varlık hakkı tanımamış; hatta çeşitli siyaset dışı alanlarda oluşturduğu yâda denetim altına aldığı kuruluşlarla da yönetimini kapsayıcı hale getirmeye çalışmıştır. Savaş koşulları doğallıkla bu süreci yardımcı olmuştur. Fakat ittihat terakki üst yönetimi içinde 1913-1918 yılları boyunca, toplumsal köken ve kişilik farklarından doğan çatışmalar eksik olmamıştır. İlk çekişme boyutu askerler, siviller arasındadır. 2. çekişme boyutu ise, askerlerin kendi aralarındadır51 . SONUÇ Osmanlı Devleti itilaf ve ittifak gruplarından birine dâhil olmak zorundaydı. Çünkü 1. Dünya Savaşından önceki kaybettiği toprakları geri almak istemesi, parasızlık ve yalnızlıktan kurtulma çabası Osmanlıyı Almanya’nın yanında savaşa sürükledi. Bundan sonraki kısımda Osmanlı’nın Almanya’nın yanında savaşı girmesin ekonomik nedenleri ele alınacaktır. OSMANLI’NIN ALMANYA’NIN YANINDA BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NA GİRMESİNİN EKONOMİK NEDENLERİ Birinci Dünya Savaşı Saraybosna suikastının arkasından Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun diplomatik baskıları ve Sırbistan’ın buna direnç göstermesi doğrultusunda Avrupa’daki iki ittifakın çatışmasının savaşa dönüşmesiyle ortaya çıkmıştı. Almanya ve Avusturya-Macaristan bloğunun karşısında Britanya, Fransa ve Rusya’dan oluşan daha kuvvetli bir blok mevcuttu. 28 Temmuz 1914 te Avusturya-Macaristan birliklerinin Sırbistan’a harekât başlamasıyla patlak veren savaş, kısa sürede karşılıklı savaş ilanlarıyla bu iki blok sayesinde tüm Avrupa’ya sarmıştı. Biz bu bölümde Osmanlı’nın Almanya’nın yanında Birinci Dünya Savaşı’na girmesinin ekonomik nedenlerini ele alacağız. Balkan savaşından sonra Osmanlı’nın kaybettiği toprakları geri almak istemesi, orduda yapılan değişiklikler vs… nedenler Osmanlı’nın böyle bir politika izlemesine neden oldu. 1908 Meşrutiyetten sonra idareyi ele alan İttihat ve Terakki hükümeti, ordunun düzenlenmesine, kuvvetlendirilmesine, giydirilip yeni silahlarla donatılmasına elden geldiği kadar gayret ediyordu. Fakat bu işleri yaptıracak para yoktu. Yahut borç para, harp malzemesi olması lazımdı. Bu hususta en çok elverişli davranacak millet ile kaynaşacağı besbelliydi. Almanya hem Avusturya ve Balkan tarafını tutuyor hem de ordumuzun kalkınmasına, sözde yakın bir ilgi gösteriyordu. Ordu da yenilikler yapacak ileri gelen Alman subayları Türk ordusu kadrosuna alındı. Bol Alman silahları ve harp araçları da borç olarak ordumuza veriliyordu.Arkın,19504sf Osmanlı Devleti kaybettiği toprakları Almanya ittifakı ile geri alacağını düşünmüştür Gelebilecek Alman yardımıyla Osmanlı ekonomisinin ve ordunun eski gücüne kavuşacağı düşüncesi hâkim olmuştur Osmanlı Devleti’nin son dönemi hep savaşlarla geçmiş, Balkan Savaşları’nın ağır sonuçları henüz giderilmeden tüm dünyayı etkisine alan Birinci Dünya Savaşı Osmanlı’yı da içine çekerek, sonucu belli olmayan bir maceraya sürüklemiştir. Dünya Savaşı ile son dönemlerde kaybettiklerini geri almayı düşünen Enver paşa ve hükümeti, Rusya’nın ağır baskısı ve Batılı devletlere duyulan güvensizlik nedeniyle ister istemez Almanya’ya yaklaşmış ve dış politikasını bu ülkenin çıkarlarını da gözetecek şekilde yeniden şekillendirmiştir. Osmanlı Devleti Trablusgarp ve Balkan Savaşlarından kötü sonuçlar alarak ayrılmış ve her alanda yıpranmıştır. Bu sebeple Birinci Dünya Savaşı’nın başlangıcında tarafsızlığını ilan etmiştir. Boğazları Savaş gemilerine kapatmıştır. Durumun ne getireceği belli olmadığı içinde ülke içinde seferberlik ilan edilmiş, hazırlıklara başlamıştır. Kapitülasyonlar tek taraflı olacak şekilde kaldırılmış, meclis tatil edilmiştir. Kapitülasyonların kaldırılmasına Avusturya-Macaristan ve Almanya’dan büyük tepkiler gelmiştir. Anlaşma Devletleri ise konuya uzak durmuş ve tepki göstermemiştir. Osmanlı topraklarını paylaşmayı hedefleyen Anlaşma devletleri İngiltere ve Fransa’nın önderliğinde Osmanlı Devleti aleyhine çalışmaları neticesinde Almanya’ya yakınlaşma başlamıştır. İttihat ve Terakki’nin Almanya hayranlığı da bu doğrultuda olduğundan Osmanlı Devleti tarafını yavaş yavaş belli etmeye başlamıştır. Osmanlı Devleti kötü olan ekonomisi, ordu düzeni için gerekli olan harcamaları, yaşadığı toprak kayıpları, Enver Paşa’nın Alman hayranlığı, Osmanlı Devleti’nin Almanya’nın savaşı kazanacağına inanması, Anlaşma Devletleri’nin tutumlarından dolayı Almanya’ya yakınlaşması ile sonuçlanmıştır. SONUÇ Osmanlı’nın son dönemlerinde yaşadığı toprak kayıpları ve toprak kayıpları ile ekonomisin daha da kötüleşmesi, kaybettiği toprakları geri alacağı düşüncesi, dış politika da yalnız kalma korkusu, Osmanlı’nın İttihat ve Terakki hükümetinin ordu da yaptığı düzenlemeler, silahlanıp kuvvetlendirilmesi için gereken para 1. Dünya savaşında ittifak yapmaya zorlamış. Bu gelişmeler sonucunda Almanya’nın Osmanlı’ya yardım edeceğini düşünmüş ve bu nedenlerden dolayı Osmanlı 1. Dünya Savaşın da Almanya’nın yanında yer almıştır. Yazar Nazan Tüfenci Adnan Menderes Üniversitesi – Uluslararası İlişkiler Bölümü
osmanlı'nın almanya'ya gönderdiği yetim işçiler osmanlı'yı diriltmek isteyenlerin, kendini osmanlı torunu olarak görenlerin varlığından haberdar olmadığı yetim çocuk işçilerdir...osmanlı, ard arda gelen savaşlar sebebiyle zor duruma düşmüş, yetim çocuklarına bakamayacak hale gelmişti. "darüleytam" yani "yetimler yurdu" çok sayıda yetim çocuğa ev sahipliği yapmaktaydı. 1917 yılına gelindiğinde artan yetim sayısına bakacak kaynak bulamıyordu osmanlı. aslında kaynak da vardı, para da... yetimlere pekala bakılabilirdi. ama saray masraflarını kısmıyor, saray erkanı, nazırlar lüks içinde yaşamaya devam ediyordu. koskoca devlete babaları savaşta şehit düşmüş çocuklar fazla geldi. müttefik almanya ile görüşüldü. almanya, osmanlı'dan yetimleri istedi... almanya'ya savaş ekonomisi için iş gücü lazımdı. ve osmanlı ile almanya arasında protokol etapta yaşları 14-16 arasında değişen 314 yetim çocuk, çalıştırılmak üzere sirkeci garı'ndan almanya'ya gönderildi. almanya'ya gönderilen bu yetim çocuklara almanya bakacak, onların ihtiyaçlarını karşılayacak, hatta meslek öğretecekti. güya meslek öğrenecek olan bu çocuklar berlin'de törenle karşılandılar. lakin bu çocukların 200'ü madenlere gönderildi. 80 tanesi tarlalarda çalıştırıldı. içlerinden sadece 30'u meslek öğrenebilecekleri işlere madende çalışan çocukların şartları son derece zordu. haftanın 7 günü karın tokluğuna çalışıyorlar, domuz eti ve domuz suyu ile yapılmış çorba yemeyi reddettikleri için de yavan ekmekle beslenmek zorunda kalıyorlardı. yetersiz beslenmenin yanında, yetersiz barınma, yetersiz giyinme gibi problemler de vardı. ve bunlardan dolayı madenlerde çalışan pek çok çocuk hastalanıp hayatını alman çocuklar da çalışmaktaydı. fakat alman çocukların 1 gün dinlenme tatilleri ve de maaşları vardı. bunu öğrenen bizim yetimler madenlerden kaçmaya polis kaçan çocukları yakalıyor, yeniden madene almanya ne yaptı biliyor musunuz? bu çocukları osmanlı'ya şikayet yapılan antlaşmaya göre, çocuklar 3 sene boyunca karın tokluğuna çalışacaklar, 4. seneden sonra bir miktar maaş alacaklar, bu alacakları maaşın da yarısı osmanlı devletine gidecekti. ama osmanlı bu insanlık dışı, bu aşağılık anlaşmayı gizlemişti...ve nitekim almanya, bu 314 çocuktan hayatta kalanları "firar ediyorlar, antlaşmayı bozuyorlar" gerekçesi ile osmanlı'ya geri gönderdi. osmanlı'nın foyası meydana çıkmıştı. oysa ki çocuklar köleliğe baş kaldırmayıp, firar etmeselerdi, osmanlı bu yöntemle 10 bin civarında yetim çocuğu daha almanya'ya gönderecek ve bu yetimlerin külfetinden ! kurtulacaktı. hatta ikinci grup olarak göndereceği 500 çocuk hazırlanmıştı bile...peki bütün bunlardan sonra ne olmuştur dersiniz? osmanlı utanıp hayatta kalan yetim çocuklara kucak açmıştır değil mi? hayır! hemen almanya ile yeniden temasa geçilir. ilk gönderilen çocuklardan hayatta kalanlar geri alınır. çünkü ilk giden çocukların hem yaşları büyüktür, hem de çoğu şehirli çocuklardır. osmanlı ikinci parti göndereceği çocukları daha düşük yaş grubundan ve de anadolu'nun yetim köylü çocuklarından yaşı küçük ve mazlum, suskun, sessiz anadolu çocukları almanya'daki şartlardan şikayetçi olamaz, firar edip işi bozmaz diye düşünürler. ve almanya'ya bu şekilde binlerce yetim türk çocuğu daha gönderilir. babaları vatan için şehit düşmüş çocuklar, osmanlı'ya külfettir ve osmanlı bu çocukların pek çoğundan kurtulmuştur...bakınız, işte sizin o çok sevdiğiniz, diriltmeye çalıştığınız osmanlı işte tam olarak buydu. bir yanda 4-5 cephede savaş. diğer yanda payitahtta lüks, şatafat ve eğlenceler...lüksten, konfordan ödün vermeyen yöneticiler. ama şehit evlatlarına, yetimlerine bile sahip çıkamamıştı koca osmanlı...oysa ki, kurtuluş savaşımızın en çetin yıllarında, her türlü yokluğa, olumsuz koşullara rağmen kuvayi milliyeciler yetimlere sahip çıkmış, yetimleri namerde muhtaç etmemiş, onlara vatanın "baba" demek olduğunu konuda en önemli örnek kazım karabekir'in kurduğu gürbüz çocuklar ordusu'dur... yetimlerin babası olarak bilinen karabekir paşa, o yokluk yıllarında 3000 erkek 2000 kız çocuğa sahip çıkmış, onları vatana millete hayırlı birer birey olacak şekilde yetiştirmiştir. karabekir paşa'nın başlattığı bu proje, daha sonra cumhuriyet döneminde de sahiplenilmiş, ulu önder mareşal gazi mustafa kemal atatürk'ün talimatıyla yetim çocuklarla yakinen ilgilenilmiş, hatta yetim olmayan çocukları da kapsayacak şekilde, türk çocuğunun iyi beslenmesi, iyi yetişebilmesi için "gürbüz türk çocuğu projesi" hayata bu yüzdendir ki cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir. yaşasın cumhuriyetimiz... kaynaklar toplumsal tarih dergisi, 243. sayı. Osmanlı'nın Son Zamanları İçin Kullanılan "Hasta Adam" Tabirinin Hikayesi
Almanya’nın Osmanlı’yı Yanında İstemesinin Nedenleri, Almanya’nın Osmanlı’yı kendi Yanında İstemesinin Nedenleri, Birinci Dünya Savaşında Almanya’nın, Osmanlı Devletini Kendi Yanında İstemesinin Nedenleri →Savaş başında Fransa, İngiltere ve Rusya’nın ortasında kalan Almanya, üzerindeki baskıyı hafifletmek istiyordu. →Almanya’nın, yeni cephelerin açılmasını sağlayarak, savaştaki yükünü hafifletmek istemesi. →Almanya’nın, Osmanlının, halifelik dini gücünden yararlanmak istemesi. Halife “cihad” ilan ederse İngiliz sömürgelerinde Müslümanlar ayaklanır düşüncesi. →Almanya’nın, İngiliz sömürgelerine giden en kısa yol olan Mısır’ı ve Süveyş Kanalını almak istemesi. →Almanya’nın,Osmanlı Devletinin boğazlarından, yer altı kaynaklarından ekonomik ve insan nüfus gücünden faydalanmak istemesi. →İngiltere’nin sömürgelerinin büyük bir bölümü Müslüman olduğu için, Almanya Osmanlıyı kendi tarafına çekmek istedi. Çünkü Osmanlı padişahı, aynı zamanda halifeydi. Bu durum Almanya’nın Osmanlı’nın dini gücünü kullanmak istediğini gösterir. →Almanya’nın Osmanlıyı kendi tarafında istemesinin en önemli nedeni Osmanlının stratejik jeopolitik konumundan yararlanmak istemektedir. Almanyanın Birinci Dünya Savaşında Osmanlı Devletini Kendi Yanında İstemesinin Nedenleri, Almanya’nın, Osmanlı’yı Kendi Yanında İstemesinin Nedenleri
almanya osmanlıyı neden yanında istedi